Doğum günü kutlamaları

Montessori eğitiminde çocuğun doğum günü çok özel bir gün olarak ele alınmaktadır. Ona kendini özel hissettirebilen bu kadar sade bu kadar naif başka bir kutlama şekli olamazdı herhalde 🙂

image

image

Bizde okulumuz da kutlamalarımızı bu şekilde yapıyoruz. Arkadaşları ile birlikte bazen bir çember bazen de bir yarım daire oluşturarak yerimizi alıyoruz sonrasında doğum günü çocuğunun her yaşa ait birer resmini tanıtarak onun hakkında arkadaşlarına bilgi veriyoruz hangi gün doğmuş hangi mevsimde hatta bazen hangi saatte ve birlikte geçmişini anıyoruz ardından doğum günü ritüelini gerçekleştiriyoruz her yeni bir yaş için güneşin etrafında dünya ile birlikte dönerek yeni yaşımıza geliyoruz yeni yaşımızda arkadaşlarımız tarafından iyi dilek mesajlarını alarak en sonunda anne ve babadan gelen mektubumuzu okuyoruz. Duygu dolu harika anlar yaşıyoruz tüm bunları yaparken 🙂 birde tabi doğum günü kolyemiz ve yaka kartımız oluyor doğum gününde her çocuk için  özel olarak hazırlanmış olan hediyelerimiz  onları sunuyoruz doğum günü çocuğumuza 😇 son olarak evine giderken onun için hazırladığımız bir çalışma oluyor üzerinde doğum günü mesajları yer alan kendi arkadaşlarından ve öğretmenlerinden küçük küçük mesajlar bunu evde ebeveynlerinin ona okuması için çıkışta vererek eve yolluyorum. Her çocuk için inanılmaz derecede yoğun duygular barındıran muhteşem özel bir çalışma doğum günleri onların o güzel yüreklerinin heyecan içinde atışını hissetmek yüzünde ki o minnetkar mutluluğu görmek gerçekten paha biçilemez bir duygu!

Yerli malı haftası işte bizim okulda böyle kutladı

Öncelikle hazırlık aşamasında küçük yaş grupları ile meyveleri tanıyarak Çalışmalarımıza başladık bu ayın konuları meyveler sebzeler ve baharatlarımızdı. 3-4-5 yaş ile meyvelerle çalışmalar yaparak başladık yeni aya meyvelere dokunduk hissettik  tatlarına baktık kokladık gözlerimiz bağlı onları tahmin ettik. 3- 4 ve 5 yaş gruplarında yaşlarına göre bazı uygulamalar yaptık 3 yaşla küçük büyük çalışması yaptık 4 ve 5 yaşla küçük büyük orta ve boy sırasına sokma çalışması gerçekleştirdik. Biraz tadıp yedikten sonrada sevdiğimiz meyveleri boyadık süsledik bu sırada Nerede yetisir nereden gelir bunları konuştuk ağaçlarını tanıdık ağaçta mı toprakta mı yetisir bunları öğrendik 🙂

image

image

image

image

Sözcük daarcığını geliştirici kartlarımızla çalışmalar yaptık.
4-5 yaş ve 1. Sınıf ile bu çalışmalarımıza ilaveten birde baharatlarımızı tanıdık. Hangi baharat ne işe yarar tadı nasıldır kokusu nasıldır Nerede kullanılır ülkemizde nerede yetisir tatdık,  kokladık, dokunduk ve hatta çok begendiklerimizden numuneler alıp evimize götürdük 🙂 ardından baharat kartları baharat kitapçıkları hazırladık 🙂

image

image

Bazılarını çok sevdik bazılarını hiç mi hiç beğenmedik 🙂
Meyveleri sebzeleri hatta baharatları bu kadar öğrenmişken yerli malı haftasında bu bilgileri güzel bir etkinlikte kullanarak zenginlestirelim istedik ve kutlamalar için okula bir pazar kurmaya karar verdik 🙂 pazarımız da kuruyemişçimiz, aktarımız,  manavımız ve birde Pastanemiz vardı. Ve büyük yaş grup öğrencileri pazarda görev alarak tüm okulun çocuklarına satış yaptılar 🙂 hazırladığımız paralarla alışverişe gelen minikler abilerinden ablalarından ürünler alarak afiyetle yediler sınıflarında oldukça eğlenceli geçen ve eğitici  bir yerli malı günü oldu bizler için 🙂

image

image

image

image

Pazarın sonunda ikindi kahvaltısında da muhteşem bir parti ile kutlamamizi gerçekleştirdik 🙂 sevgili arkadaşım ve velimiz  burcu Hanımın da yerli malı kutlamalarımız için hazırladığı pasta ile harika bir günü sonlandırdık hep birlikte 🙂

image

Ayrıca Emeği geçen tüm öğretmen arkadaşlarıma ve velilerimize teşekkür ederim 🙂 herkesin eline sağlık 💙💚💛💜

Elat ve inorm çalışması

1.Sınıf öğrencilerimiz elat ve inorm harflerini bitirince bende onlar için haraketli alfabe 3 ile bir çalışma hazırladım onlar için. Artık harfleri birleştirerek kelime elde etmeye başladıkları için tablo üzerinde kelime bulmaca oynadık. Bir nevi kelime avı oyunu gibi oldu bizim için ve yine çalışma sırasında oldukça eğlenceli dakikalar geçirdik.

image

image

Sonunda tablo üzerinde uzayıp giden pek çok kelimemiz oldu en çokta 4 harfli kelimelerimiz vardı 🙂 bu çalışmamıza ilerleyen haftalarda yeni kelimeler eklemeye devam edeceğiz. Sadece elat ve inorm harfleri ile anlamlı kelimeler kurarak tablomuzu genişleterek devam ettirecegiz ve sonunda bu tablodan cümleler elde etmeye başlayacağız ilerleyen zamanda bir sonraki çalışmada bunun detaylarını da paylaşacağım sizlerle.

Elat çalışması

Sene başında 1.Sınıf öğrencilerimiz elat harflerini öğrenirken onlarla elat çalışması yaptık öncelikle oldukça keyifli ve eğlenceli bir çalışma oldu.

image

Öncelikle harflerimizin üzerinden geçtik.  Kabartmalı harflerle çalışmamızı yaptık dokunduk kuma yazdık hissettik. Ardından harflere uygun nesneleri süpriz kutusundan çıkararak bir bir yerlerine yerlestirdik. İsimlerini söyleyip baş harflerine göre tablo üzerine yerleştirerek devam ettik ardından gözler bağlı uygulamaya geçtik gözlerimizi bağlayıp bir bir dokunarak nesneleri tahmin edip hangi harfle başladıklarını söyleyerek alana yerlestirdik 🙂 ve en son olarak hazırlanmış minik tablolar üzerine elat harfleri ile başlayan nesnelerin resimlerini çizerek çalışmamızı bir sanat etkinliği ile sonlandırdık.

image

1. Sınıf öğrencilerimiz için hem eğlenceli hemde yaratıcı bir çalışma oldu. Hem çok güldük hem çok eğlendik hemde öğrendik 🙂

Montessori’yi birde benden dinleyin…

öncelikle maria montessori kimdir kısaca ona bir bakalım;

maria montessori 1870 yılında İtalya’nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. burada ozellikle cocuklar uzerine yogunlasmistir. Idiot cocuklari buyuk insanlarin koğuşundan ayirarak onlara ozel bir bolum hazirlatmis ve kendi ismiyle anilan metodunun ilk tohumlarini burada atmaya baslamistir.

1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. Bu gorevi kabul etmesinin en buyuk sebebi kendi ortaya attigi teorilerin gercekligini kanitlamak idi ve oyle de oldu. Unutulmus, umut kesilmis ve insandan cok bir esya gibi davranilan idiot cocuklari sevgi, ilgi ve el becerileri ile egitmis, bu sure icinde kendi urettigi materyallerle okuma yazma ogretmistir. 8 yasindaki cocuklarin katildigi tum Italya’da yapilan bir sinava bu çocukları da  sokmus ve asil “mucize”yi burada gostermistir. Montessori tarafindan egitilmis idiot cocuklar, sadece sınavı geçmemiş, normal okullarda okuyan normal cocuklarin bir cogundan da daha yuksek puan almistir. Bu, “ilk Montessori mucizesi” olarak adlandirilir.

1896 -1907 yılları arasında sağlık antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam etmiştir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar.

işte bu ilk çocuklar evinin kurulumu ile montessori metodunu daha da geliştirir, doğal gelişim gösteren çocuklar üzerinde çalışmalarını sürdürmeye ve tüm dünya çapında araştırmalar yapmaya devam eder. kendisi hem antropoloji profesörü hemde doktordur. bu nedenle yapmış olduğu çalışmalar hem bilimsel hemde dünya tarafından oldukça dikkatle takip edilir bir hal almıştır.

Cocuk boyutunda esyalar dunyada ilk kez bu okulda kullanılmıştır. Montessori her cocugun ilgi alaninin digerinden farkli oldugunu gorur. Her cocuk istedigi ve ilgisini ceken konu ile ilgili calisma yapmakta serbesttir.’ Bildiğim ne varsa çocuklardan öğrendim’ der. Cocuklari inceleyerek metodunu her gecen gun biraz daha gelistirir. işte bu ışık doğrultusunda montessori metodu çocukların önderliğinde ve maria montessorinin rehberliğinde günden güne gelişir ve ortaya şimdiye kadar hiç bir eğitim akımında yer almayacak kadar detaylı bir felsefe doğar. büyük bir bilim kadını olarak tarihe geçerek çocuklar için hazırladığı montessori metodunu bu dünyaya miras bırakarak 1952 yılında hollanda da hayata gözlerini yumar.

İşte bunun için montessori eğitimi benim için tamamen bir yaşam biçimi. yaşamınıza katabildiğiniz ölçüde fayda sağlayabilirsiniz. bir okul bir kurum ve bir aile olarak montessori felsefesini uygulayacaksanız eğer bu bir uyum içinde ve bir bütün olarak ele alınmalıdır.

eğitim felsefelerine baktığımızda bir kurumda reggio emillia uyguluyorum aynı zamanda gems etkinlikleri yapıyorum diyebilirsiniz. hatta kurum içinde waldorf sistemine uygun bir atölyeniz bile yer alabilir. lakin montessori eğitimi için bunların hiç birini söyleyemeyiz. montessori başlı başına bir bütündür. parçalanamaz ve öylece bende şusunu uyguladım denilemez. tabiki etkinliklerinden faydalanabilir hatta matematik çalışmalarını uygulayabilirsiniz. lakin gelişim basamaklarını aşarak yapmış olduğunuz bu çalışma ile gerekli yararı faydayı asla alamazsınız. montessori yöntemine göre yapmış olacağınız herhangi bir çalışma ile öncesinde yapılması gereken çalışmaları yapmadığınız için hep bir yanı eksik kalacak ve doğal gelişim düzeni içerisinde bir uyum içinde gelişen etkinlik yerine hazırlanmış bir çalışma ve hazırlanmamış bir çocuk ile yapılmış bir çalışma olmaktan öteye gidemeyeceksiniz. yani bu konuyu biraz daha açacak olursak montessori materyallerine şöyle bir bakmamız gerekmektedir. montessori materyallerinin bazı temel özellikleri vardır. bunlardan en önemlisi tüm materyaller bir birleri ile bir uyum içerisinde ve bir bağ içerisinde yer alır. yani montessori materyallerinin bir zincirleme reaksiyon etkisi vardır. bu materyaller ile yapılan çalışmalar basitten zora doğru sıralanmış ve her biri bir bütünün parçası olma özelliği taşımaktadır. hiç düşünmediğiniz bir günlük yaşam becerisinin temellerinde belki bir dil eğitimi yada bir kozmik eğitim yatmaktadır. veya bir duyu materyalinin temelinde temel matematik kurallarının yer aldığını belki hiç düşünmemişinizdir bile 🙂 mesela hemen hemen tüm duyu materyalleri 10 parçadan oluşan materyallerdir. pembe kule kahverengi merdiven kulplu kulpsuz silindirler vs vs işte bunların bile onar adet olmasının temelinde duyuların eğitimi sırasında çocuğu matematik eğitimine hazırlamak yatar. bu kadar hassas ve bu kadar imtina ile hazırlanmış bu materyaller dizisinin önemi işte bu nedenle çok çok çok önemlidir.

peki montessorinin pedagojik temelleri nelerdir?

montessori’ye göre her çocuk bir bireydir. ve bu dünyada var olma savaşı veren bu küçük insanların önemsenmesi onlara gereken değerin ve önemin verilmesi en önemli temel unsurdur.

montessori’ye göre çocuklara eğitimde amaç “kendi kendilerine yapabilmeleri için yardımcı olmak” olmalıdır.

“Bana kendim yapabilmem için yardım et!” kuralı unutulmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki doğal gelişime yapılan her müdahale çocuklarda bir zayıflık ve değersizlik hissi yaşamasına neden olur! Işte bu nedenle biz ebeveynler ve öğretmenler hazırlanmış çevre ile onların olabildiğince bağımsız hareket etmelerini desteklemeliyiz. Kendi başlarına yapabilecekleri seyler için onları desteklemeli, cesaretlendirmeli ve onları gerçek hayata, hayatın içinde hazırlanmalıyız! Montessori felsefesinin temelleri iste asıl bu amaca hizmet etmektedir. Öncelik çocuğun kendi benliğini keşfetmesi ve ardından da yaşadığı bu dünyaya kendini kabul ettirebilme savaşıdır. Diğer öğretiler doğal bir devinim olarak kendi kendine gelişir ve devam eder….

bu harkulade felsefenin kurucusu olarak dünya çapında bu görüşü ile bir çığır açmıştır Maria Montessori!  Çocukların bu hayatta var olma savaşı veren küçük insanlar olduklarını ve bu dünya üzerinde onlarında aynı eşit imkanlarla yaşamaya hakları olduğunu savunmuş hatta ilk çocuk haklarının bile temellerini atmıştır!

peki nedir bu hazırlanmış çevre?

hazırlanmış çevre bir yetişkin tarafından yaşadığı çevreyi bir çocuk gözüyle görebilerek hazırlayabildiği çevredir aslında! yani şimdi evinizde kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak yani empati yaparak bir düşünün! lavobaya dilediğiniz gibi erişebiliyor musunuz yada susadığınız da suyumuzu kendimiz alıp içebiliyor muyuz, kendi başımıza kitaplarımızı alıp erişebiliyor muyuz, yada oyuncaklarımıza ulaşıp kendi başımıza oynayabiliyor muyuz? gibi sorular sorarak kendimize ve aynı şekilde onun boyunda ve onun yetilerinde olduğumuzu düşünerek bunlara cevap vermeye çalışmalı ve aldığımız cevaplarımıza göre ortamı düzenlememiz gerekir. buna okullarda birde tabi ki materyallerin sunumları ve hazırlanmışlığı eklenmektedir. bu gün bir çok forumda ve gruplarda tartışmalara konu olan bir nokta da evde hazırlanmış  çevre içerisinde montessori materyallerinin bulundurulup bulundurulmaması konusudur. bu aslında çok ince bir nokta! şöyle ki şimdi maalesef ki her bir ebeveynin çocuğunu bir montessori okuluna gönderebilmeye imkanı yok maalesef bunlar maddi nedenlerin yanı sıra çevresel faktörlerden de kaynaklanabiliyor. örneğin benim kızım da doğumundan bu yana evde montessori eğitimine göre büyümüş olmasına rağmen bizde beylikdüzünde bir montessori okulu bulunmaması sebebi ile bir montessori okuluna gönderemiyoruz henüz. ama bu demek olmuyor ki bu çocuk montessori eğitimi alamaz. bir ebeveyn olarak kendimizi bu konuda yeteri kadar geliştirebilirsek pek ala bizlerde evlerimizde bu felsefeyi uygulayabiliriz. tabiki okulda ki uygulama gibi olamayacaktır. ama bir çocuğun öz bakım becerileri günlük yaşam becerileri ve duyusal gelişimi için evde desteklenmesi kadar faydalı başka hiç birşey olamaz! eğitimin temeli asıl evde başlar! ve montessori felsefesi bu anlamda evde yapılabilecek milyonlarca etkinlik imkanı sunar ebeveynlere! günlük yaşam ve öz bakım becerilerinin yanı sıra duyuların eğitimini geliştirmek için hazırlanmış olan duyu materyallerini de temin ederek fakat mutlaka sunumu için bir eğitim almak şartı ile yada bu konuda kendinizi görsel videolar ile geliştirerek veya en azından dernekler tarafından verilen aile eğitim seminerlerine katılarak yada 2 günlük eğitim seminerlerine katılarak kendinizi bu konuda geliştirmeniz ve doğru şekilde materal sunumlarını öğrenmeniz gerekmektedir. bu anlamda benimde çalışmakta olduğum dernek 2 günlük montessori eğitim seminerleri ve ebeveyn eğitim seminerleri düzenlemekte. bazen bunlar da eleştri konusu oluyor ama bizlerin amacı doğru şekilde montessori felsefesinin yaygınlaştırılmasını sağlamanın yanı sıra aynı zamanda verilen seminerlerle özellikle okul öncesi kuruluşların ve öğretmenlerin ilgisini çekmeyi hedeflemekteyiz! bu anlamda evde montessori uygulanabilir mi sorusuna özetle cevap olarak evet uygulanabilir ancak bu söylediklerin çerçevesinde olacak şekilde olmalıdır.

peki montessori eğitimi alan bir çocukta klasik sistemde eğitim alan bir çocuğa nazaran hangi özellikleri daha çok gelişir? bir diğer merak edilen konuda budur aslında bir çocuk montessori ile hangi kazanımları sağlar?

montessori eğitiminin temel kuralı çocuğun keşif duygularını desteklemeye ve özgür çalışmasına olanak tanımaktadır. bu şekilde çocuk özgür düşünmeyi bağımsızlaşmayı ve hayal gücünü geliştirir.

kendi başına yapabilmesi için desteklenen bir çocuk kendi yerine yapılan bir çalışmanın içinde olan bir çocuğa göre öz güveni daha yüksek ve yeterlilik düzeyini hep bir adım öne taşıyacak kapasiteye sahip olan bir yol izler. hazıra konmuş olmak değil başarmak isteyen bir çocuk olur.

başarı çıtası her zaman daha yüksektir. yapabilirliği desteklenen bir çocuk daha önce bir şeyleri kendi başına yapmış ve başarmıştır bu nedenle bir sonraki içinde başarma iç güdüsü ile ve o inançla başlar! yani başarmak için inanmak başarının bir basamağı ise bu çocuklar başarıya her zaman için daha yakındırlar! ve inançlıdırlar!

merak duyguları asla bastırılmadığı için bir büyük kaşif gibi hem çok meraklı hemde deneyim sahibidirler. temel anlamda bastırılmamış merak duyguları sayesinde hayal güçleri daha gelişmiş ve keşfetmeye daha çabuk yönelirler.

0-6 yaş arası duyuların eğitimi büyük önem taşır çocuk gelişimi açısından montessori metoduna göre de duyuların eğitimine büyük önem verildiğine dikkate alacak olursak yeterli duyusal doygunluk yaşayan bir çocuk ileri ki yaşamında bunun meyvelerini fazlasıyla toplayacaktır.

ayrıca montessori pedagojisine göre emici zihin büyük önem taşır! nedir bu emici zihin peki?

çocukluk döneminde sadece 0-6 yaş aralığında yer alan bu zihin tüm verileri emen bir sünger gibidir. yani çocuk 0-6 yaş döneminde verilen her şeyi alır hatta bazen hiç almıyormuş gibi gözükseler bile aslında herşeyi kaydederler. ve emici zihin 6 yaş itibari ile sona erdiğinde bilinçli zihne geçildiğinde çocuğun artık zihni sadece almak istediğini alır ve daha evvel kaydetmiş olduğu verilerle bunu sentezleyerek kullanmaya başlar. işte bu emici zihin evresi yani 0-6 yaş aralığı çok ama çok önemlidir. çocuğun bilinçli zihin evresine geçmeden evvel doğru şekilde doğru bilgilerle doldurulması büyük önem taşımaktadır. bu emici zihin meselesi gerçekten önemli ve uzun bir konu bu konu hakkında ki notlarımı da sonra sizlerle paylaşacağım. işte montessori eğitim sistemine göre bu 0-6 yaş emici zihin dikkate alınarak yapılandırılmıştır. çocuğun akademik hayatında ihtiyaç duyacağı bir çok konunun temeli bu yaş aralığında çocuğa materyaller yardımı ile verilir. bu nedenle montessori eğitim sisteminde dil ve matematik eğitimi erken yaşlarda ve ileri düzeyde verilir. bu bağlamda montessori eğitimi alan çocuklar eğitim ve öğretim hayatları boyunca daha kolay algılar ve kavrarlar. zaten ilköğretim aşamasına geçişte çocuk neredeyse hazır olarak gelir.

montessori eğitimi alan çocuklar dış dünyaya karşı daha hassas ve daha bilinçli yaklaşırlar. hayata bakış açıları bir parçası oldukları evrene saygıdan geçer. bu nedenle daha duyarlı ve daha özenlidirler.

özgür seçim hakkı ve özgür çalışma imkanı ile konsantrasyon süreleri oldukça uzun olan çocuklardır.

düzene ve güzele ilgi duyarlar.

başkalarına karşı davranışlarından daha hassas davranan ve empati yetisi daha gelişmiş çocuklardır.

düzenli ve tertipli çalışma prensibinden ötürü daha özenli olmaya meğillilerdir.

oto kontrolleri daha fazla gelişmiştir.

bireysel eğitim aldıkları için herhangi bir zorlamaya maruz kalmadıkları için yapılan çalışmalara karşı daha isteklidirler.

montessori ‘ye göre çocukların duyarlılık dönemleri vardır. ve bu dönemlerde çocuklar belli başlı konulara karşı duyarlılık gösterirler. merak ve ilgi ile yöneldikleri bu dönemlerde öğretiler daha kolay çocuğa aktarılabilir ve kalıcı bir öğreti olur. bu nedenle montessori yöntemi bu duyarlı dönemleri dikkate alarak yapılandırıldığı için öğretileri bir ömür boyu geçerliliğini koruyacaktır.

hazırlanmış çevre ve hazırlanmış özel materyalleri sayesinde daha çok deneyim ve öğrenim elde eden bu çocukların kaba motorları ince motorları problem çözme yetileri farklı açılardan bakabilme yetileri daha çok gelişim göstermektedir.

montessori yöntemine göre herşey yaşayarak dokunarak hissedilerek koklayarak yani beş duyu organımızı kullanarak öğrenilir. işin içine duyularımızı kattığımızda da öğretilen öğreti soyut değil artık somuttur! ve bu nedenle daha akılda kalıcı ve devamlılığı olan öğretiler sunar! bu eğitim pedagojisinin temellerine de bakacak olursak cocukların soyut kavramları anlamada ki güçlüğünden bahsedildiğini göreceksiniz. ayrıca zihnin kaydetme yetisinin ancak duyularla anlamlandırılabildiği ölçüde ve yaşanabilir olduğu ölçüde kalıcı olabildiğini göreceksiniz.

yani özetle montessori eğitimi alan çocukların kazanımlarının daha fazla olduğunu yaşayarak öğrendiğini ilgi merak ve keşif duygusu ile öğrenmenin doğal bir süreç haline getirilerek gerçekleştirildiğini görüyoruz.

o zaman bu verilerden yola çakarak acaba montessori eğitimi bize göre mi yada değil mi?

yani aslında burada hassas bir nokta vardır! öncelikle bir ebeveyn olarak siz montessoriyi ne kadar destekleyebilir ve uygulayabilirsiniz? geçmiş yaşantımız da bizlerin çocukluk dönemlerimize baktığımızda aslında çok yakın ananevi öğretileri olmakla beraber ebeveynlerden bazı fedakarlıklar da bulunulmasını ister montessori metodu! bu hazırlanmış çevre gibi yada bir ebeveynin çocuğunun özgürleşmesine izin verirken içindeki evham duygularını bastırmaya çalışmak gibi yada en zor mesela hayatı “slow motion” yaşayabilmeyi kabullenebilmek gibi! biz ebeveynlerin günümüz dünyasında en çok zorlanacağı şeylerden biri olsa gerek! benim bile çoğu zaman zorlandığım bir durum bu! hayatı slow motion yaşayabilmek ne demek! bu benim şahsi deyimim ama çok önemli birşey hayat onlar için bizlerden çok daha farklı çok daha yavaş akıyor. oysaki bizlerin dünyasında herşey acele herşey bir telaş halinde vuku buluyor. biz sürekli olarak bir telaş içinde yaşarken dünyayı onlar ise zaman mevhumu olmadan gayet relaks ve umarsızca yaşamaktadırlar. biz bu karmaşanın içinde çoğu zaman kendimize hakim olamadan herşeyi biran evvel yapmasını isteriz. mesela bizler onun giyinecekse hemen giyinmesini, dişlerini fırçalıyorsa hemen fırçalamasını isteriz, hele ayakkabı ve mont mevzusunda tam evden çıkmak üzeresinizdir ve genelde de hep aceleniz vardır ve geç kalmak üzeresinizdir ve bu defa hadiler çabuk ollar, hatta dur tamam bu sefer ben yaparımlar devreye girer işte bu nedenle hayatımızı onlara göre düzenlemek bazen göründüğü kadar kolay da olmayan bir hal alabilir. işte bu nedenle önce sizin bu eğitim felsefesini ne kadar uygulayabileceğinize hayatınızın buna ne kadar yatkın olduğuna kanaat getirmeniz gerekir. ancak sizler tarafından uygulanabilirliği sağlandıktan sonra çocuklarınıza aktarabilir hale getirebilirsiniz. yani siz ne kadar benimserseniz çocuğunuz da o kadar benimseyecek ve alınan fayda o kadar çok olacaktır. montessoriyi hayatınıza dahil edebildiğiniz ölçüde yarar sağladığınızı görecek ve artık bunu bir yaşam tarzı haline getirmiş olmanın verdiği iç huzuru ve mutluluğu tadacaksınız.

biliyorum epey uzun oldu ama daha değinmek isteyip de değinemediğim çok ama çok şey var 🙂 anca bir fasikül yazsam belki o vakit montessori’yi anlatmayı başarabilirim.

umarım sizlerde okurken bazı sorularınıza cevaplar bulabilmiş ve keyif almışsınızdır…

Dokunma tabletleri

image

Bu güzel dokunma tabletlerini yapmanız aslında oldukça kolay yaklaşık 12×18 ebatında kestireceginiz ahşap tablaların üzerini su zımparası ole kaplamanız yeterli yani teker teker anlatacak olursam üstteki birinci tablanın yarısını boş yarısını su zımparası ile kaplayın 2 tabla için aynı numara 5 su zımparası şerit kesin ve on eşit parçaya böldüğünüz tablamızı önce düz sonra pütürlü gelecek şekilde kaplayınız.
Üçüncü tabla derecelendirme tablasıdır. Burada da 5 tip şu zımparası kullanıyoruz en az pütürlüden en çok pütürlüye doğru sıralayarak yerleştiriyoruz.
Bunlar dokunma duyusunu güçlendirmek ve ileriki çalışmalarda dokunsal hafızayı güçlendirmek için hazırlık çalışmaları niteliğinde önemli bir çalışmadır. Dokunsal hafıza ile ilgili yazacağım daha açıklayıcı bir yazıda tekrar bu konuya değineceğim için şimdilik konuyu açmıyorum 🙂 hadi size kolay gelsin 🙂

montessori seminerleri

bir süredir blogum da fazla paylaşımlarda bulunamıyor olmama sebep her hafta sonu başka bir şehirde montessori seminerleri veriyor olmam. bu nedenle tüm hafta zaten okuldu işti derken hızla geçiyor ee birde buna okul sonrası nehir hanımla birlikte yapılan etkinlikleri ekledik mi buraya yazmaya çok vakit kalmıyor maalesef 😦 ama ben bildiklerimi aktarmaya sözel yoldan devam ediyorum.

yakın bir zamanda yollarımız dernekle kesişti ve türkiye de bu eğitim felsefesinin yaygınlaşmasına büyük katkıları olan bu derneği  http://www.okuloncesidernek.org/ linkten tıklayarak inceleyebilirsiniz . başta dernek başkanı sayın Selçuk Aydın Bülbül hocamız önderliğinde bu dernek Türkiye’nin dört bir yanında seminerler ve eğitimler düzenleyerek montessori eğitim sisteminin tanınmasına ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunuyor. Bende bu felsefeye gönül vermiş biri olarak zevkle bu projelerde yer almayı kabul ettim. verilen eğitmen eğitimleri ile okul öncesi öğretmenleri montessori eğitmenliği için yeterli hale getirilmeye çalışılırken yapılan iki günlük montessori seminerleri ile montessori felsefesi ile insanları, kurumları bu eğitim akımına karşı bilgilendirilmesi ve hatta farkındalık yaratarak bu konuya yönelmeleri hedefleniyor. hatta düzenlenen bu iki günlük seminerler sonrası bu eğitimin devamında yer almak isteyen kurum ve öğretmenlerin kaydı alınarak ilerleyen zaman içerisinde eğitmen eğitimleri düzenlenmesi için yeterli talep toplanıyor. ayrıca iki günlük seminerlere katılan ebeveynler içinde hem doğru şekilde bigilenmelerini sağlamış  hemde ebeveynleri evde yapabilecekleri çalışmalar konusunda bilgilendirmiş oluyoruz.

bu eğitmen eğitimlerinden birine katılmış biri olarak ben o tarihlerde de hemde sonrasında da yaşadığım deneyimlerimi sizlerle yazılarımda zaten paylaşmıştım. konya selçuk üniversitesinden gelen hocalarımızla yapmış olduğumuz hem teorik hemde uygulamalı dersler neticesinde toplamda 14 hafta  sonunda da hazırladığımız bir sunum ödevi ile eğitim programımızı tamamlamış oluyoruz. derneğin biz eğitime katılmış olan bireylere sağlamış olduğu imkanlar bununla sınırlı olurken burada insanın kendini geliştirebilmesi için çabaları devreye giriyor. eğitimi almak yeterli olmamakla birlikte artık bu saatten sonra sizlerin bir birey olarak bu konuda kendinizi daha fazla geliştirmeye adamanız gerekmekte. gerek yabancı bloglardan gerek yabancı montessori okullarını takibe alarak neler yaptıklarını gözlemlemek gerekiyor. ayrıca Türkiye de yer alan montessori okullarını ziyaret ederek gözlemler yapmanız çok çok önemli. evet montessori okullarına davet edilmek yada ziyaretçi olmak biraz güç lakin çok misafirperver okullarda var. denemekten asla vazgeçmeyin. ayrıca bir montessori eğitmeni olmak istiyorsanız eğer size asıl rehber çocuklar olacaktır. mümkün olduğunca çok cocukla çalışmaya  çalışın çocuklarla birlikte zaman geçirmek ve onlarla bildiklerinizi uygulamak asıl en büyük öğreti. bu anlamda ömür boyu öğrenme montessori’de hem eğitmen hemde çocuk için geçerli bence 🙂

birde dernek adına düzenlediğimiz ebeveyn seminerleri mevcut. bu seminerler ile hem ebeveynleri montessori felsefesi ile tanıştırmayı hemde montessoriyi doğru okuyup anlamalarını hedeflemekteyiz. ebeveyn seminerlerinin başını çektiğimi gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. öncelikle bir ebeveyn olarak çıktığım bu yolda onların doğru bilgilere ulaşması benim için gerçekten çok önemli! yıllar önce bu bloğu yazmaya başmamdaki ilk sebep kızıma anı olsun diyeydi fakat zaman içinde bir çok ebeveyn ile etkileşim içinde olduğumuzu görünce ve birilerine faydam olduğunu gördükçe yazılarımda ki detaylar ve içerikler daha da farklılaşmaya başladı. bu anlamda o günden bu güne tüm bildiklerimi sizlerle paylaşmak istedim. şimdi de sizlerle daha çok şeyi yüz yüze paylaşmak için il il dolaşarak derneğimizin imkanları ile paylaşmaya devam ediyorum.

bazen bu paylaşımlarımız olumsuz yorumlar ortaya atılarak sabote edilmeye çalışılıyor. iki günlük seminerleri eleştirenler eğitmen eğitimlerini eleştirenler hatta eğitmenleri eleştirenler oluyor. bu anlamda yukarıda yazdığım üzere sanırım az çok bunlara cevap da olmuştur.

yapılan bu güzel işlere ortak olmak destek olmak varken yermek neden ki acaba? daha iyisini yapabilecek olan varsa buyursun onlarda yapsın! amacımız insanları bilgilendirmek okul öncesi eğitimi zenginleştirmek değil mi madem öyle köstek olacağınıza sizlerde yardım edin veya sizlerde insanlara yardımcı olun! sizde işinizi yapın layıkıyla bırakın bizlerde yapalım. amaç bir olsun araçlar mühim değil! montessori eğitmen eğitimine katılan insanlar konu hakkında aydınlanıyor ve eğitiliyor. kimler tarafından  ve nasıl uygulandıkları hakkında eleştiri yapmadan evvel öncelikle bu eğitime katılmış olmanız ve ondan sonra bir fikir sahibi olduktan sonra eleştirmeniz gerekmez mi! bilmeden görmeden yaşamadan eleştirmek nasıl anlayış nasıl bir ön yargıdır anlamış değilim! keza aynı şey iki günlük montessori seminerleri için de geçerli! iki günlük montessori semineri mi olurmuş! peki sen bu seminere katıldın da mı eleştiriyorsun! ne olduğunu o seminerde ne anlatıldığını hatta amacının ne olduğunu bilmeden ve yine bu seminere katılmadan neden eleştirir ki insan! yani diyeceğim o ki ne yazık ki bu ülkede iyi olan herşeye bir kulp takmak isteyen insanlar var! ama diyorum ki keşke bu eleştirileri yapan insanlar zahmet edip de oturdukları yerden yazmak yerine kalkıp en azından birine katılarak yazsalar bu acımasızca eleştirdikleri şeyleri!

bu iş ne para ne pul işi inanın bana bu iş tamamen gönül işi! bu eğitimler evet katılımcılardan alınan paralarla düzenleniyor ama azıcık hesabı kitabı olan bir insan bunun muhasebesini kolaylıkla tutabilir. iki günlük bir eğitimde hocanın oraya transferi kalacağı otel orada ki giderleri öğretmenin ücreti vs gibi masrafların karşılanmasına anca yetiyor.yani kim kimin için bu kadar sorumluluğun bu kadar zahmetin altına girer ki allah aşkına hele ki eğitmen eğitimleri o kadar masraflı o kadar mesakatli bir iş ki ! bu yüzden bazen insan üzülüyor bunca emek veren insana laf geldiği için! ama o zaman da diyorum ki hep! insanoğlu böyle hep birileri birşeyler bulma peşinde kedi misali hani kedi uzanamadığı ciğere mundar dermiş ya bu da aynı hesap maalesef 😦

ben ki biraz size kendimi anlatarak örnek vermek isterim benim bir şirketim var kimya üzerine 10 küsür yıllık bir firma iki ortak on senedir bu şirketi yönetiyoruz. kızım olduktan sonra sağolsun ortağım çok destek oldu ve kızım sonrası işlerin çoğunu kendi devraldı ve bana çok fazla birşey kalmıyor büyük sorumluluk onda! burası benim ticari yönüm! bu arada benim akademik eğitimimin ilki işletme üzerine uludağ üniversitesi işletme fakültesinden mezun oldum. ama ayrıca milli eğitim bakanlığına bağlı yarı zamanlı özel konservatuar bale bölümü mezunuyum yıllardır bale öğretmenliği yapmaktayım. hayatım boyunca iki işimi bir arada idare etmeye çalıştım. çocuktan öncede eğitim benim için hem kendim için  bir terapi ve hemde bir birey olarak önemli bir sorumluluk kavramları taşıyordu. çocuktan sonra bilinçli bir ebeveyn olmak istediğim için sanırım biraz da annelik iç güdüleri ile daha kızıma hamileyken farklı eğitim akımları ile tanıştım ve bana en yatkın gelen kendime en uygun bulduğum beni en çok büyüleyen montessori felsefesi ile derinlemesine ilgilenmeye başladım. bu arada kendi kızımla daha fazla alakadar olmak için öğretmenlik hayatıma yaklaşık bir 3 yıl ara vermek durumunda kaldım. onun okula başlaması ile bende öğretmenlik kariyerime geri döndüm. bu sırada eğitimi her yaşta almaya açık bir kişiliğim olduğu için bu süre zarfında kendimi şirketle ilgili çalıştığım günlerin dışında bir takım eğitim seminerlerine bazı eğitim programlarına katılarak daha fazla geliştirmeye çalıştım. geçen kış türkiye satranç federasyonunun düzenlediği satranç antrenörlük kurslarına biraz da abimin bu konuda yönlendirmeleri ile katılarak buradan da antrenörlük belgesi almaya hak kazandım. ayrıca belediyenin düzenlemiş olduğu 3-6 yaş çocuk gelişimi eğitimine katıldım. bulduğum tüm montessori seminer konuşma eğitim vs gibi bir çok programa dahil oldum. ayrıca şuanda ikinci üniversite kapsamında çocuk gelişimi bölümü okumaktayım. ve bir özel üniversitenin 0-6 yaş çocuk gelişimi ve psikolojisi programı kapsamında uzaktan eğitim alarak kendimi bu alanda daha fazla yetiştirmek için elimden geleni yapmaktayım. neden mi? çünkü çocukları seviyorum. başta kendi evladım olmak üzere çocuklara oldum koptum aşık olan bir insanım ben ve tüm bunları daha çok anneye daha çok okul öncesi öğretmenine faydalı olabilmek için daha bilinçli nesiller yetişmesi için yapıyorum! çok şükür hem bir iş yeri sahibiyim hemde özel bir okulda branş öğretmenliği yapmaktayım. ne paraya ihtiyacim var ne makama nede rütbeye! ben bu eğitimlerde seminerlerde tamamiyle iç güdüsel olarak ve gerçekten gönüllü olarak yer almaktayım!

kendim faydasını gördüm kendi evladım bu şekilde yetişti yetişiyor çok güzel olumlu gelişmeler yaşıyoruz başka çocuklar da bu şekilde büyüsün bu güzel eğitimden faydalansınlar diye kendimi yoruyorum. benim gibi iki işte çalışan birde evde anne ve eş olmaya çalışıp önce kendi evladına yetmeye çalışırken bir yandan da yeniden akademik anlamda yeni kariyer planları yapmaya çalışarak araya bunları koymak inanın kolay değil! bu yüzden eleştiriler de bulunan bazı insanların üşenmeyerek bari bir zahmet bu yazıyı okumasını diliyorum.

kimseye kızgın falan değilim bu yazıyı tamamen içimi dökmek ve neden niçinlerimi sizlerle paylaşmak için yazdım. umarım az çok kendimi ifade edebilmişimdir.

kim ne derse desin hem derneğim hemde kendi adıma diyeceğim tek laf var oda biz bize doğru olanı yapalım da gerisi mühim değil! isteyen istediğini söylesin! bizim için önemli olan aslolan önce insan ve eğitim! çocuklarımızın daha iyi şekilde eğitimlerini gerçekleştirebilmeleri için bizler öncelikle okul öncesi öğretmenlerimize bu eğitimi sevdirmeyi öğretmeyi ve uygulanabilir kılmayı hedefliyoruz. ardından da ebeveynlerin bu konuda bilgilenmesini sağlayarak doğru bilgiye ulaşmalarını sağlamaya çalışıyoruz. milli eğitim bakanlığınca yürütülen projeler kapsamında bir çok devlet anaokulunun bu eğitim sistemine geçmesine destek veriyor ayrıca özel eğitim veren kurum ve kuruşların dikkatlerini çekerek bu eğitim felsefesinden haberdar ederek yaygınlaşmasını hedefliyoruz.

bu anlamda başta dernek başkanımız sayın Selçuk Aydın Bülbül olmak üzere tüm yönetim kurulu üyelerine vermiş oldukları bu eğitim seferberliği adına sonsuz teşekkürlerimi ve taktirlerimi iletmek isterim. ben ki bu oluşumun içerisinde yeni yeni yer almış biri olarak bu mücadelelerine bizzati tanıklık ederek geleceğe dair umutlarımı yeşerten şeyler yaşamaktayım. iyiki sizler gibi böyle bilinçli böyle eğitim gönüllüsü akademisyenlerimiz var! hepinize sonsuz teşekkürler….