Anne Babaların Dikkat Etmeleri Gereken Başlıca Hususlar

  • Anne ve babalar öncelikle çocuklarını tanımalı, onları ilgileri ve yetenekleri doğrultusunda yönlendirmelidirler.bu konuda tutku ve arzularına göre değerlendirme yapmalıdırlar.
  • anne ve babalar çocuklarındaki güven duygusunu pekiştirmek üzere onları yapıcı ve faal kılacak bir ortam hazırlamalıdırlar. ancak bu ortamı hazırlarken verecekleri görevin çocuğun yetenek ve kapasitesini aşmamasına özen göstermelidirler.
  • anne ve babalar eğitimlerinde en önemli besinin ‘sevgi’ ve ‘sevecenlik’ olduğunu bilerek çocuklarına yeterince ilgi ve sevgi göstermelidirler. bu konuda aşırıya kaçmamaya özellikle dikkat etmelidirler.
  • anne ve babalar eğitimlerinde ünlü düşünür Rousseau’nun şu görüşünü gözden uzak tutmamalıdırlar; çocuğunuza hiç bir şekilde sözle ders vermeyiniz. o ancak derslerin tecrübelerini almalıdır. ona hiç bir türle ceza uygulamayınız. çünkü o kabahatin ne olduğunu bilmez……  Rousseau bu sözleriyle çocuğa bilgiyi soyut düzeyde vermek yerine ‘yaşatarak öğretmenin’ önemine değinmektedir.
  • anne ve babalar çocuklarının kendi kendilerini yönetmeleri yolunda başlattıkları girişimleri ‘yaş küçüklüğü’ vb. nedenlerle engellememelidirler.
  • anne ve babalar gelişimin normal yüzlerini, zorlu dönemlerini bilmeli ve davranışlarını ona göre düzenlemelidirler.
  • anne ve babalar her çocuğun kendine özgü niteliklerle donanmış ayrı bir birey olduğunu düşünerek, çocuğu diğer çocuklarla ve kardeşleriyle kıyaslama yoluna gitmemelidirler.
  • anne ve babalar aile ve toplumca geçerli olan bazı kurallara uyma zorunluluğunu çocuğa hatırlatılmalı, uymadığı taktirde onu, ‘insanlararası ilişkileri anlatacak’ türdeki örnek olaylarla bilgilendirmelidirler. hiçbir eğitimsel yararı olmayan bedensel cezalar uygulanmamalıdır.
  • anne ve babalar özellikle disiplin konusunda görüş birliğinde olmaya ve çocuğun yanında tartışmamaya özen göstermelidirler.
  • anne ve babalar ‘oyun’ un , çocuğun gelişim ve eğitimi için önemli olduğunu düşünerek onun bu faaliyete zaman ayırmasını sağlamalıdırlar.

kitaplarını severek ve ilgiyle okuduğum çok değerli hocamız;

Sayın  Prof.Dr. Haluk Yavuzer ‘in Çocuk Psikolojisi isimli kitabından alıntıdır. (sy.140-141)

Montessori’yi birde benden dinleyin…

öncelikle maria montessori kimdir kısaca ona bir bakalım;

maria montessori 1870 yılında İtalya’nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. burada ozellikle cocuklar uzerine yogunlasmistir. Idiot cocuklari buyuk insanlarin koğuşundan ayirarak onlara ozel bir bolum hazirlatmis ve kendi ismiyle anilan metodunun ilk tohumlarini burada atmaya baslamistir.

1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. Bu gorevi kabul etmesinin en buyuk sebebi kendi ortaya attigi teorilerin gercekligini kanitlamak idi ve oyle de oldu. Unutulmus, umut kesilmis ve insandan cok bir esya gibi davranilan idiot cocuklari sevgi, ilgi ve el becerileri ile egitmis, bu sure icinde kendi urettigi materyallerle okuma yazma ogretmistir. 8 yasindaki cocuklarin katildigi tum Italya’da yapilan bir sinava bu çocukları da  sokmus ve asil “mucize”yi burada gostermistir. Montessori tarafindan egitilmis idiot cocuklar, sadece sınavı geçmemiş, normal okullarda okuyan normal cocuklarin bir cogundan da daha yuksek puan almistir. Bu, “ilk Montessori mucizesi” olarak adlandirilir.

1896 -1907 yılları arasında sağlık antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam etmiştir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar.

işte bu ilk çocuklar evinin kurulumu ile montessori metodunu daha da geliştirir, doğal gelişim gösteren çocuklar üzerinde çalışmalarını sürdürmeye ve tüm dünya çapında araştırmalar yapmaya devam eder. kendisi hem antropoloji profesörü hemde doktordur. bu nedenle yapmış olduğu çalışmalar hem bilimsel hemde dünya tarafından oldukça dikkatle takip edilir bir hal almıştır.

Cocuk boyutunda esyalar dunyada ilk kez bu okulda kullanılmıştır. Montessori her cocugun ilgi alaninin digerinden farkli oldugunu gorur. Her cocuk istedigi ve ilgisini ceken konu ile ilgili calisma yapmakta serbesttir.’ Bildiğim ne varsa çocuklardan öğrendim’ der. Cocuklari inceleyerek metodunu her gecen gun biraz daha gelistirir. işte bu ışık doğrultusunda montessori metodu çocukların önderliğinde ve maria montessorinin rehberliğinde günden güne gelişir ve ortaya şimdiye kadar hiç bir eğitim akımında yer almayacak kadar detaylı bir felsefe doğar. büyük bir bilim kadını olarak tarihe geçerek çocuklar için hazırladığı montessori metodunu bu dünyaya miras bırakarak 1952 yılında hollanda da hayata gözlerini yumar.

İşte bunun için montessori eğitimi benim için tamamen bir yaşam biçimi. yaşamınıza katabildiğiniz ölçüde fayda sağlayabilirsiniz. bir okul bir kurum ve bir aile olarak montessori felsefesini uygulayacaksanız eğer bu bir uyum içinde ve bir bütün olarak ele alınmalıdır.

eğitim felsefelerine baktığımızda bir kurumda reggio emillia uyguluyorum aynı zamanda gems etkinlikleri yapıyorum diyebilirsiniz. hatta kurum içinde waldorf sistemine uygun bir atölyeniz bile yer alabilir. lakin montessori eğitimi için bunların hiç birini söyleyemeyiz. montessori başlı başına bir bütündür. parçalanamaz ve öylece bende şusunu uyguladım denilemez. tabiki etkinliklerinden faydalanabilir hatta matematik çalışmalarını uygulayabilirsiniz. lakin gelişim basamaklarını aşarak yapmış olduğunuz bu çalışma ile gerekli yararı faydayı asla alamazsınız. montessori yöntemine göre yapmış olacağınız herhangi bir çalışma ile öncesinde yapılması gereken çalışmaları yapmadığınız için hep bir yanı eksik kalacak ve doğal gelişim düzeni içerisinde bir uyum içinde gelişen etkinlik yerine hazırlanmış bir çalışma ve hazırlanmamış bir çocuk ile yapılmış bir çalışma olmaktan öteye gidemeyeceksiniz. yani bu konuyu biraz daha açacak olursak montessori materyallerine şöyle bir bakmamız gerekmektedir. montessori materyallerinin bazı temel özellikleri vardır. bunlardan en önemlisi tüm materyaller bir birleri ile bir uyum içerisinde ve bir bağ içerisinde yer alır. yani montessori materyallerinin bir zincirleme reaksiyon etkisi vardır. bu materyaller ile yapılan çalışmalar basitten zora doğru sıralanmış ve her biri bir bütünün parçası olma özelliği taşımaktadır. hiç düşünmediğiniz bir günlük yaşam becerisinin temellerinde belki bir dil eğitimi yada bir kozmik eğitim yatmaktadır. veya bir duyu materyalinin temelinde temel matematik kurallarının yer aldığını belki hiç düşünmemişinizdir bile 🙂 mesela hemen hemen tüm duyu materyalleri 10 parçadan oluşan materyallerdir. pembe kule kahverengi merdiven kulplu kulpsuz silindirler vs vs işte bunların bile onar adet olmasının temelinde duyuların eğitimi sırasında çocuğu matematik eğitimine hazırlamak yatar. bu kadar hassas ve bu kadar imtina ile hazırlanmış bu materyaller dizisinin önemi işte bu nedenle çok çok çok önemlidir.

peki montessorinin pedagojik temelleri nelerdir?

montessori’ye göre her çocuk bir bireydir. ve bu dünyada var olma savaşı veren bu küçük insanların önemsenmesi onlara gereken değerin ve önemin verilmesi en önemli temel unsurdur.

montessori’ye göre çocuklara eğitimde amaç “kendi kendilerine yapabilmeleri için yardımcı olmak” olmalıdır.

“Bana kendim yapabilmem için yardım et!” kuralı unutulmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki doğal gelişime yapılan her müdahale çocuklarda bir zayıflık ve değersizlik hissi yaşamasına neden olur! Işte bu nedenle biz ebeveynler ve öğretmenler hazırlanmış çevre ile onların olabildiğince bağımsız hareket etmelerini desteklemeliyiz. Kendi başlarına yapabilecekleri seyler için onları desteklemeli, cesaretlendirmeli ve onları gerçek hayata, hayatın içinde hazırlanmalıyız! Montessori felsefesinin temelleri iste asıl bu amaca hizmet etmektedir. Öncelik çocuğun kendi benliğini keşfetmesi ve ardından da yaşadığı bu dünyaya kendini kabul ettirebilme savaşıdır. Diğer öğretiler doğal bir devinim olarak kendi kendine gelişir ve devam eder….

bu harkulade felsefenin kurucusu olarak dünya çapında bu görüşü ile bir çığır açmıştır Maria Montessori!  Çocukların bu hayatta var olma savaşı veren küçük insanlar olduklarını ve bu dünya üzerinde onlarında aynı eşit imkanlarla yaşamaya hakları olduğunu savunmuş hatta ilk çocuk haklarının bile temellerini atmıştır!

peki nedir bu hazırlanmış çevre?

hazırlanmış çevre bir yetişkin tarafından yaşadığı çevreyi bir çocuk gözüyle görebilerek hazırlayabildiği çevredir aslında! yani şimdi evinizde kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak yani empati yaparak bir düşünün! lavobaya dilediğiniz gibi erişebiliyor musunuz yada susadığınız da suyumuzu kendimiz alıp içebiliyor muyuz, kendi başımıza kitaplarımızı alıp erişebiliyor muyuz, yada oyuncaklarımıza ulaşıp kendi başımıza oynayabiliyor muyuz? gibi sorular sorarak kendimize ve aynı şekilde onun boyunda ve onun yetilerinde olduğumuzu düşünerek bunlara cevap vermeye çalışmalı ve aldığımız cevaplarımıza göre ortamı düzenlememiz gerekir. buna okullarda birde tabi ki materyallerin sunumları ve hazırlanmışlığı eklenmektedir. bu gün bir çok forumda ve gruplarda tartışmalara konu olan bir nokta da evde hazırlanmış  çevre içerisinde montessori materyallerinin bulundurulup bulundurulmaması konusudur. bu aslında çok ince bir nokta! şöyle ki şimdi maalesef ki her bir ebeveynin çocuğunu bir montessori okuluna gönderebilmeye imkanı yok maalesef bunlar maddi nedenlerin yanı sıra çevresel faktörlerden de kaynaklanabiliyor. örneğin benim kızım da doğumundan bu yana evde montessori eğitimine göre büyümüş olmasına rağmen bizde beylikdüzünde bir montessori okulu bulunmaması sebebi ile bir montessori okuluna gönderemiyoruz henüz. ama bu demek olmuyor ki bu çocuk montessori eğitimi alamaz. bir ebeveyn olarak kendimizi bu konuda yeteri kadar geliştirebilirsek pek ala bizlerde evlerimizde bu felsefeyi uygulayabiliriz. tabiki okulda ki uygulama gibi olamayacaktır. ama bir çocuğun öz bakım becerileri günlük yaşam becerileri ve duyusal gelişimi için evde desteklenmesi kadar faydalı başka hiç birşey olamaz! eğitimin temeli asıl evde başlar! ve montessori felsefesi bu anlamda evde yapılabilecek milyonlarca etkinlik imkanı sunar ebeveynlere! günlük yaşam ve öz bakım becerilerinin yanı sıra duyuların eğitimini geliştirmek için hazırlanmış olan duyu materyallerini de temin ederek fakat mutlaka sunumu için bir eğitim almak şartı ile yada bu konuda kendinizi görsel videolar ile geliştirerek veya en azından dernekler tarafından verilen aile eğitim seminerlerine katılarak yada 2 günlük eğitim seminerlerine katılarak kendinizi bu konuda geliştirmeniz ve doğru şekilde materal sunumlarını öğrenmeniz gerekmektedir. bu anlamda benimde çalışmakta olduğum dernek 2 günlük montessori eğitim seminerleri ve ebeveyn eğitim seminerleri düzenlemekte. bazen bunlar da eleştri konusu oluyor ama bizlerin amacı doğru şekilde montessori felsefesinin yaygınlaştırılmasını sağlamanın yanı sıra aynı zamanda verilen seminerlerle özellikle okul öncesi kuruluşların ve öğretmenlerin ilgisini çekmeyi hedeflemekteyiz! bu anlamda evde montessori uygulanabilir mi sorusuna özetle cevap olarak evet uygulanabilir ancak bu söylediklerin çerçevesinde olacak şekilde olmalıdır.

peki montessori eğitimi alan bir çocukta klasik sistemde eğitim alan bir çocuğa nazaran hangi özellikleri daha çok gelişir? bir diğer merak edilen konuda budur aslında bir çocuk montessori ile hangi kazanımları sağlar?

montessori eğitiminin temel kuralı çocuğun keşif duygularını desteklemeye ve özgür çalışmasına olanak tanımaktadır. bu şekilde çocuk özgür düşünmeyi bağımsızlaşmayı ve hayal gücünü geliştirir.

kendi başına yapabilmesi için desteklenen bir çocuk kendi yerine yapılan bir çalışmanın içinde olan bir çocuğa göre öz güveni daha yüksek ve yeterlilik düzeyini hep bir adım öne taşıyacak kapasiteye sahip olan bir yol izler. hazıra konmuş olmak değil başarmak isteyen bir çocuk olur.

başarı çıtası her zaman daha yüksektir. yapabilirliği desteklenen bir çocuk daha önce bir şeyleri kendi başına yapmış ve başarmıştır bu nedenle bir sonraki içinde başarma iç güdüsü ile ve o inançla başlar! yani başarmak için inanmak başarının bir basamağı ise bu çocuklar başarıya her zaman için daha yakındırlar! ve inançlıdırlar!

merak duyguları asla bastırılmadığı için bir büyük kaşif gibi hem çok meraklı hemde deneyim sahibidirler. temel anlamda bastırılmamış merak duyguları sayesinde hayal güçleri daha gelişmiş ve keşfetmeye daha çabuk yönelirler.

0-6 yaş arası duyuların eğitimi büyük önem taşır çocuk gelişimi açısından montessori metoduna göre de duyuların eğitimine büyük önem verildiğine dikkate alacak olursak yeterli duyusal doygunluk yaşayan bir çocuk ileri ki yaşamında bunun meyvelerini fazlasıyla toplayacaktır.

ayrıca montessori pedagojisine göre emici zihin büyük önem taşır! nedir bu emici zihin peki?

çocukluk döneminde sadece 0-6 yaş aralığında yer alan bu zihin tüm verileri emen bir sünger gibidir. yani çocuk 0-6 yaş döneminde verilen her şeyi alır hatta bazen hiç almıyormuş gibi gözükseler bile aslında herşeyi kaydederler. ve emici zihin 6 yaş itibari ile sona erdiğinde bilinçli zihne geçildiğinde çocuğun artık zihni sadece almak istediğini alır ve daha evvel kaydetmiş olduğu verilerle bunu sentezleyerek kullanmaya başlar. işte bu emici zihin evresi yani 0-6 yaş aralığı çok ama çok önemlidir. çocuğun bilinçli zihin evresine geçmeden evvel doğru şekilde doğru bilgilerle doldurulması büyük önem taşımaktadır. bu emici zihin meselesi gerçekten önemli ve uzun bir konu bu konu hakkında ki notlarımı da sonra sizlerle paylaşacağım. işte montessori eğitim sistemine göre bu 0-6 yaş emici zihin dikkate alınarak yapılandırılmıştır. çocuğun akademik hayatında ihtiyaç duyacağı bir çok konunun temeli bu yaş aralığında çocuğa materyaller yardımı ile verilir. bu nedenle montessori eğitim sisteminde dil ve matematik eğitimi erken yaşlarda ve ileri düzeyde verilir. bu bağlamda montessori eğitimi alan çocuklar eğitim ve öğretim hayatları boyunca daha kolay algılar ve kavrarlar. zaten ilköğretim aşamasına geçişte çocuk neredeyse hazır olarak gelir.

montessori eğitimi alan çocuklar dış dünyaya karşı daha hassas ve daha bilinçli yaklaşırlar. hayata bakış açıları bir parçası oldukları evrene saygıdan geçer. bu nedenle daha duyarlı ve daha özenlidirler.

özgür seçim hakkı ve özgür çalışma imkanı ile konsantrasyon süreleri oldukça uzun olan çocuklardır.

düzene ve güzele ilgi duyarlar.

başkalarına karşı davranışlarından daha hassas davranan ve empati yetisi daha gelişmiş çocuklardır.

düzenli ve tertipli çalışma prensibinden ötürü daha özenli olmaya meğillilerdir.

oto kontrolleri daha fazla gelişmiştir.

bireysel eğitim aldıkları için herhangi bir zorlamaya maruz kalmadıkları için yapılan çalışmalara karşı daha isteklidirler.

montessori ‘ye göre çocukların duyarlılık dönemleri vardır. ve bu dönemlerde çocuklar belli başlı konulara karşı duyarlılık gösterirler. merak ve ilgi ile yöneldikleri bu dönemlerde öğretiler daha kolay çocuğa aktarılabilir ve kalıcı bir öğreti olur. bu nedenle montessori yöntemi bu duyarlı dönemleri dikkate alarak yapılandırıldığı için öğretileri bir ömür boyu geçerliliğini koruyacaktır.

hazırlanmış çevre ve hazırlanmış özel materyalleri sayesinde daha çok deneyim ve öğrenim elde eden bu çocukların kaba motorları ince motorları problem çözme yetileri farklı açılardan bakabilme yetileri daha çok gelişim göstermektedir.

montessori yöntemine göre herşey yaşayarak dokunarak hissedilerek koklayarak yani beş duyu organımızı kullanarak öğrenilir. işin içine duyularımızı kattığımızda da öğretilen öğreti soyut değil artık somuttur! ve bu nedenle daha akılda kalıcı ve devamlılığı olan öğretiler sunar! bu eğitim pedagojisinin temellerine de bakacak olursak cocukların soyut kavramları anlamada ki güçlüğünden bahsedildiğini göreceksiniz. ayrıca zihnin kaydetme yetisinin ancak duyularla anlamlandırılabildiği ölçüde ve yaşanabilir olduğu ölçüde kalıcı olabildiğini göreceksiniz.

yani özetle montessori eğitimi alan çocukların kazanımlarının daha fazla olduğunu yaşayarak öğrendiğini ilgi merak ve keşif duygusu ile öğrenmenin doğal bir süreç haline getirilerek gerçekleştirildiğini görüyoruz.

o zaman bu verilerden yola çakarak acaba montessori eğitimi bize göre mi yada değil mi?

yani aslında burada hassas bir nokta vardır! öncelikle bir ebeveyn olarak siz montessoriyi ne kadar destekleyebilir ve uygulayabilirsiniz? geçmiş yaşantımız da bizlerin çocukluk dönemlerimize baktığımızda aslında çok yakın ananevi öğretileri olmakla beraber ebeveynlerden bazı fedakarlıklar da bulunulmasını ister montessori metodu! bu hazırlanmış çevre gibi yada bir ebeveynin çocuğunun özgürleşmesine izin verirken içindeki evham duygularını bastırmaya çalışmak gibi yada en zor mesela hayatı “slow motion” yaşayabilmeyi kabullenebilmek gibi! biz ebeveynlerin günümüz dünyasında en çok zorlanacağı şeylerden biri olsa gerek! benim bile çoğu zaman zorlandığım bir durum bu! hayatı slow motion yaşayabilmek ne demek! bu benim şahsi deyimim ama çok önemli birşey hayat onlar için bizlerden çok daha farklı çok daha yavaş akıyor. oysaki bizlerin dünyasında herşey acele herşey bir telaş halinde vuku buluyor. biz sürekli olarak bir telaş içinde yaşarken dünyayı onlar ise zaman mevhumu olmadan gayet relaks ve umarsızca yaşamaktadırlar. biz bu karmaşanın içinde çoğu zaman kendimize hakim olamadan herşeyi biran evvel yapmasını isteriz. mesela bizler onun giyinecekse hemen giyinmesini, dişlerini fırçalıyorsa hemen fırçalamasını isteriz, hele ayakkabı ve mont mevzusunda tam evden çıkmak üzeresinizdir ve genelde de hep aceleniz vardır ve geç kalmak üzeresinizdir ve bu defa hadiler çabuk ollar, hatta dur tamam bu sefer ben yaparımlar devreye girer işte bu nedenle hayatımızı onlara göre düzenlemek bazen göründüğü kadar kolay da olmayan bir hal alabilir. işte bu nedenle önce sizin bu eğitim felsefesini ne kadar uygulayabileceğinize hayatınızın buna ne kadar yatkın olduğuna kanaat getirmeniz gerekir. ancak sizler tarafından uygulanabilirliği sağlandıktan sonra çocuklarınıza aktarabilir hale getirebilirsiniz. yani siz ne kadar benimserseniz çocuğunuz da o kadar benimseyecek ve alınan fayda o kadar çok olacaktır. montessoriyi hayatınıza dahil edebildiğiniz ölçüde yarar sağladığınızı görecek ve artık bunu bir yaşam tarzı haline getirmiş olmanın verdiği iç huzuru ve mutluluğu tadacaksınız.

biliyorum epey uzun oldu ama daha değinmek isteyip de değinemediğim çok ama çok şey var 🙂 anca bir fasikül yazsam belki o vakit montessori’yi anlatmayı başarabilirim.

umarım sizlerde okurken bazı sorularınıza cevaplar bulabilmiş ve keyif almışsınızdır…

Çocuklar üzerine…

Geçen gün ikinci hafta eğitimimizden de sonra bir şey farkettim. Biz evde montessori uygulamaya çalışan anneler olarak uygulamada bir takım hatalar yapmaktayız.  Öncelikle kendimizden bahsederek gitmek istiyorum. Kendi yaptığım hatalardan eminim içinizden birçoğumuz bu yazıdan sonra kendine pay çıkaracağı çok şey olacaktır.
Montessorinin ana felsefesi çocuğa hazırlanmış çevreyi sunmak ve özgür seçim hakları sunmaktır. Bunu hemen hemen hepimiz biliyoruz. Evet ama acaba ne kadar uygulayabiliyoruz?  Hazırlanmış çevre deyince aklımıza hemen yükseltici tabureler oyuncak dolapları çocuğa uygun masa sandalyeler geliyor değil mi? 🙂 evet benimde öyleydi. Hatta bu bahsettiklerimin hepsi bizde mevcut ama işte burada bazı yanılgılar ortaya çıkıyor. Bunları yapmak iyi güzel hatta gerekli ama çocuğun özgür seçim hakkı evde ne kadar var? Yani aslında şunu demek istiyorum. Biz ilgili ve aktiviteci anneler çocuklarımıza oyuncak dolaplarında oyuncaklar ve bazı materyaller dışında diğer faaliyetler için özgür seçim hakkı verebildik mi? Mesela ben Hayır cevabı ile karşılaştım kendi kendimde 😦 yani şunu demek istiyorum mesela bir etkinlik yaptınız örneğin Bir çiçek sulama yada çiçek bakımı veya bir aktarma etkinliği, bunu yaptıktan sonra sizler bunu odasında bırakıyor yada materyali dolabın olması gereken yerinde, görünür vaziyette koyuyor muydunuz? Ben koymuyordum. Ben sürekli bir faaliyet bir etkinlik sunar moddaydım.  Tabiki bazı materyallerimizi dolabında bırakıyordum ama bunlar genellikle zaten onun oyuncakları olan gruplardı. Böyle olunca çocuk sürekli olarak bizimle birseyler yapmaya alışmadı mı sizcede? Bence öyle!  Hemen hemen çoğumuzun yakinmasi da bu yönde değil mi? Çocuk bensiz birsey yapmıyor hep beni istiyor yanında, öf bir dakikada bensiz dursa bu çocuk 🙂 gibi sizinde yakındığınız olmuyor mu? Çocuk bu tabiki annesini babasını yanında isteyecek lakin bizimkiler bu konuda biraz daha fazla çünkü onların gözünde anne bir aktiviteci onun gözünde anne oyuncu ve sonsuz bir pınar! Sürekli Aksın istiyor 🙂 bizde öyle en azından tabiki bazen akıllarına gelince bizden talep ettikleri olabiliyor birşeyleri ama oda belli bir yaştan sonra ve ne yazık ki nadiren. Oyuncak bizim çocuklar için artık fazla ehemmiyet taşımayan bir araç çünkü onların ufku hayal dünyası bizim yaptıklarımız ile öylesine gelişti ki sürekli olarak bizden birseyler bekler hale getirdik onları galiba farkında olmadan 😦 böyle düşününce ne kadar da yanlış anlamışım bazı şeyleri diye üzülüyorum. Mesela ben bile birçok şey dökülüp sacilmasin diye odasında bırakmaz hatta oyuncaklarının bile çok dökülüp sacilanlarini bile kutular daha yükseğe koyardım çünkü onlarla beraber oynamalıydık. Ama bu eğitimle birlikte ufkum bir kez daha genişledi.  Hatta aklım başıma geldi 🙂 tüm çekmeceli raflar iptal edildi onlar sadece oda düzenini sağlamak ve gerekli olmayan şeyleri kaldırmak amaçlı olarak düzenlendi 🙂 elimde olsa odayı degistiririm ama o kadar uzun boylu uygulamaya Babamızdan eminim red cevabı gelecektir 🙂 allahtan açık raf mantığını az çok kavramisim zamanında da açık raflarımız bir hayli var odada 🙂
Bizler onlara sundukça onlar hazirda beklemeye alıştılar ve bekledikçe verdik bizde canları sıkıldıkça yeni aktiviteler düzenledik ve böyle böyle biraz hazırcı oldular, birer birer hepsi! Evet kendileri de seçti kimi zaman lakin anne olarak biz o vakitlerde yeni yeni şeyler turetip tamam onu yapalım sonra da bak senin için bunu hazırladım hadi bunuda yapalım dedik öyle değil mi? Ben özellikle nehir de birsey farkettim nehir kutulu şekilde raflarda duran hemen hemen hiç bir oyuncağını yada materyalini teklif etmeden yada ortaya çıkarmadan oynamayan bir çocuk haline geldi! Bilmiyorum sizlerde durumlar nasıl?  Ama bir çok arkadaşımdan da aynı tepkileri alıyorum bensiz oynamıyor, beni istiyor, kendi başına oyalanamıyor v s v s 🙂 ama şimdi ben bunu denedim ve sizlerle paylaşıyorum.  Özellikle günlük yaşam becerileri ile ilgili faaliyetler ve materyaller ve diger tüm materyaller açıkta raflarda ulaşılabilir alanlarda olduktan sonra nehir kendi başına takılmaya başladı.  Elimden geldiğince Odamıza yeni bir düzen getirdim. Tabi imkanlar doğrultusunda böylece nehir o gün aktarma yapmak istiyorsa gidip rafindan alıyor ve masasına koyup yapmaya başlıyor. Yada o gün toz alma çalışması yapmak istiyorsa bir baktım ki odasında fırçası elinde toz alıyor. Tabi günlerdir bu materyallerin tanıtımını yapıyorum sil baştan ve tekrar rafına koyarak açıkta bırakıyorum. Orası da ayrı bir uğraş ama beni tekrar çağırıp anne şunu yapalım mı bunu yapalımmılar çok azaldı 🙂 şu ana kadar tanıtımı yapılmış tüm aktiviteleri kendi yapar hale geldi örneğin balkonumuz çiçek dolu ve guzel havalarda beni görünce sularken çiçekleri oda benimle yapardı yada ben çağırırdım hadi gel çiçekleri sulayalım diye sonra birlikte yapardık.  Ama odasına çiçeği koyunca bir iki defadan sonra baktım ki sormadan beni istemeden okuldan gelmiş çiçeğini suluyor!  Çünkü artık o biliyor ki o onun çiçeği onun odasında onun sınırları içerisinde 🙂 mesela balıkları bir gün yem vermek isterken bir diğer gün yapmazdı bunu ama onuda odasına aldık artık tamamen onun balıkları ve yine onun himayesinde gerçekten de artık ona muhtaçlar bu yüzden de okuldan geldikten sonra onlarda sormadan besleniyor ne hoş! Işte biz bazı konularda beceriyi kazanmaları adına çok şey yaptık ama sadece yaptık bir cogunu günlük yaşamlarına sokmayarak yanıldık. Ezelden beri balık, kaplumbağa besledik evet ama onun sınırları içinde değil mesela salonda bu sefer ne oldu o hepimizin oldu ve devamlılık arz etmedi. Oldum koptum çiçek besledik suladık, lafta biri onun cicegiydi ama Nerede benim balkonumda  yani sınırlarının dışında ve benim talebime bağlı olarak. Biz tüm bunları yaparak çocuğun sahiplenme duygusunu biraz göz ardı ettik galiba, biz bunları yaparken beceriyi kazandırdık ama profesyonellesmeyi ve guncelleştirmeyi göz ardı ettik ne yazık ki . Mesela bizim mutfakta nehir için küçük bir alanımız var kendi çekmecesi kendi dolabı kendine ait tüm mutfak malzemeleri orada yer alıyor. Bunu baştan beri böyle yaptığım için alışkın ve benimsemiş durumda kendi malzemelerini dilediği gibi alır kullanır masaya getirir koyar bardağını alır suyunu doldurur ve içer ama odasında bunlar yoktu farkettim ki oradayken benden su istiyor yada birsey yemek isteyip benden tabak istiyor bende her defasında ona mutfağı hatırlatıyorum gidip alıyor, evet ama Odaya da minik bir Sürahi bir kaç bardak bir kaç tabak koyduktan  sonra ne oldu biliyor musunuz nehir artık sormuyor kendi suyunu sormadan dolduruyor içiyor cevizini alıp kendi tabağına dolduruyor mesela o gün atistirabilecegi şeyleri gün öncesinden belli bir yere yerleştirmek ona seçim hakkı vermek kendi başına yapabilme imkanı vermek hem bizim yükümüzü hafifletir hemde bağımsız hareket edebilir kılmaz mı çocuklarımızı?
Biz denedik gerçekten de öyle oluyor ama tabi bunuda uygulanabilir hale getirmek için zamana ihtiyacımız var. uygulamalar öncesi yine bizim bir kaç defa göstermemiz ve uygulanabilir halde bırakmamız lazım, onlar yeniliklere çok çabuk adapte olabiliyorlar 🙂 yeter ki gerçekten imkan verilsin 🙂 dışarıdan bakınca herkes benim evim ve benim için bunu söylerdi hersey nehir e göre düzenlenmiş ne kadar güzel! ama ben şimdi eğitim sonrası evimize bakınca aslında pekte öyle olmadığını gorebildim.  Evet birçok şey nehir e göreydi ama yaşı gereği onun benimseyebilecegi ve özgürce yapabileceği gibi değildi!  Demem o ki arkadaşlar iş göster anlat birlikte uyguladan ibaret değil!  Is onu günlük yaşama sokabilmekte bitiyor! Hep okuyoruz üç aşamalı eğitim 🙂 ama ne kadar uyguluyoruz mesela aynı onun gibi! Bunlarda da önce göster, anlat, uygula sonra uygulamasını işte ve işte kilit nokta bence burası! Özgürce uygulamasına yapmasına günlük yaşama dönmesine izin ver imkan tanı! O zaman inanın hersey daha bambaşka olacaktır.
En azından Biz şimdilik bu kadar kısa zaman içinde geri dönüşler almaya bile başladık eminim sizler de uygulamaya geçtikten sonra etkilerini göreceksiniz.  Hatta buradan benimle de paylaşırsanız sevinirim.
Benim için eğitimin ilk haftasından  sonrasında farkına vardiğim çok çok önemli bir konuydu sırf bunu bile kazanmış olmak bu eğitimle benim için inanılmaz bir kazanım 🙂 yine yeniden söylüyorum iyiki katılmışım bu eğitime iyiki düzenlenmiş ve emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler en başta da ufkumu genişleten gökhan hocama her yazımda teşekkür etsem az gelir! Bir çocuk bir dünyayı değiştirir! Evet ben buna inanıyorum doğru ve bilinçli yetişen çocuklar bu dünyada çok güzel işler başaracaklar buna canı gönülden inanıyorum 🙂

Okula başlarken odada bir takım değişiklikler

Ehh! Artık okullu oluyoruz madem dedik ki biraz değişiklik iyidir yaşam alanımızda da =)
Çok cici stickerlar bulmuştum onları Odamıza uyguladık. Ahşap boyası almıştım masamızı onlarla boyadık. Masamıza ufak tefek eklentiler yaptık =)
Bakın bakalım nasıl olmuş beğenecek misiniz?

image

Tavşanlı ve kuzucuklu sayılar panomuz =)

image

Sevimli dans eden fareli harflerimiz =)

image

Yine ayni setten Boy cetvelimiz =)

image

Ve ikeanın elden geçirilmiş bir güzel renklendirilmiş ahşap masamız =)

image

Masanın yanlarına minik raflar sepetler taktık böylece masanın üzeri boş kalsın diye. Kalemlerin boyalarını buralara yerleştirdim ki masa ufak olduğundan masanın üzerinde rahat çalışma yapabilelim diye =) birtek diğer yani kaldı oraya selpak havlu kağıdı da takabilecegim bir eklenti yapıcam arayış içindeyim hem havlu takma yeri olsun hemde rafı olsun diye bakıyorum =)
Onuda diğer yana taktik mi süper olacak =)
Çok fonksiyonlu çalışma masası =)
Nehir bu minik sürprizleri her zaman ki gibi çok sevdi. Masasına karşı biraz azalan ilgisi hemen değişti yenilik iyi geldi =)

Seramik çalışması

image

image

image

Gecen gun hava birden bozunca bizede bahceden eve cikmak dustu 😉 bizde bos durmak olmaz diyip solugu balkonda aldik 🙂 daha evvel kirtasiyeden aldigim seramik hamurumuzu acip kaliplar yardimiyla bir guzel sekillendirdik ve kurumaya biraktik 🙂
Bu sirada simsekler gok gurultuleri derken bir yagmur bir dolu ben solugu bahcede alip nehire bu garip doga olayini gosterebilmek icin yerden dolu toplamaya basladim 🙂

image

Gokten yagan  bu minik buz taneleri oldukca garibine gitti! onlarin nasil suya donustugunu gozlemlemek icin minik cam bir kaba aldik. Ve eriyip suya donusmelerini izledik 🙂
Bu sirada kaliplanmis seramiklerimizide beklemeye almis olduk.

image

Ayni gun kurumadiklari icin bu gunluk bu kadar diyerek onlari kendi haline birakmak zorunda kaldik ama nehir unutmamis olsa gerek sabah ilk is onlari kontrol etti ve sabahin korunde daha kahvalti bile etmeden seramiklerini boyadi 🙂 hemde pessspembe bir renge 🙂 boyadiktan sonra icimiz rahat biraktik onlari kurumaya ve neyse ki kahvaltimizi edebildik. Fakat bu deneyimimizde farkettim ki boyle kombinasyonlu aktiviteler gercekten cok onemli cocuga birseyleri ortaya cikarmak icin gerektiginde sabretmeyi ve beklemesi gerektigini ogretiyor. Ortaya guzel birseyler cikarmanin hicte okadar kolay olmadigini gosteriyor. Bu kazanimda cok onemliydi acikcasi!

image

Ve yine bir sonraki asama icin bir kac saat  bekledikten sonra tekrar bir kat daha boyadik ve yine beklemeye aldik calismalarimizi. Ertesi gun ise;

image

Magnetleme ve susleme asamasina gectik.

image

image

Ve kuruduktan sonra yapiskanlarimiz ve silikonlarimiz buzdolabimizin el emegi goz nuru yeni cicilerini hemen taktik yerlerine 🙂

image

Cok eglenceli ve öğrenceli bir calisma oldu 🙂
Kesinlikle tavsiye ederiz 🙂

Bakalim bu gun neler yapmisiz :)

Gecen yalova termal tatilimizden iki kok cilek almistik gunun aktiviteside onlar oldu 🙂 salonun ortasina yaydigim meshur musamba ortumun uzerinde cileklerimizi ektik kuzucumla beraber 🙂

image

Sonra biraz yeni zip zip hamurlarimizla oynadik. Nihayet dun bulabildik su zıpzıp hamuru 🙂 ama aradigimiza degmis oldukca eglenceli guzel birsey. Ama bir basina oynamasina asla izin vermeyin hamur formundan oldukca farkli bir malzeme ne olur ne olmaz! Bizim cok sukur oyle agizi falan sokma hallerimiz yok ama yinede bos birakmaya gelmez bu kuzucuklari tedbiri elden birakmamak lazim.

image

Daha sonra beraber ayicikli kek yaptik. Artan kek hamurumuzlada minik birkac cupcake yaptik.

image

Daha sonra alt komsuma indik kekimizi alip sozlestigimiz uzere oda cocuklar icin minik borekler yapacakti. Mini bir parti organize ettik bu gun icin ikimizde evde olunca 🙂
Karnimizi doyurduktan sonra birlikte faaliyet yaptik. Sulu boya ile once boyama ardindanda kuruduktan sonra uzerine evalarla stiker calismasi yaparak resmimizi tamamladik.

image

Onlar cimenleri yapti ben agaci cizdim ve onlar boyadi ardindan etrafa serbest boyama yaptilar sonra ben bir gunes ve bulutlar cizdik yine onlar iclerini boyadilar. Bende bir kac kus ekledim gokyuzune 🙂 sonra nehir bir tavsan yapmis bana kulaklarini yaptirmak istedi bende elini tutarak birlikte yapalim o zaman tavsanin kulaklarini dedim ve tavsanimiza kulak ekledik 🙂 sonra resmi kurumaya biraktik. Ardindan bir masal anlattim beraber masala katilim calismasi yaptik. Boyalar kuruyunca verdigim evalari kafalarina gore yapistirdilar ama yapistirirkende bana hikayelerini anlattilar. Mesela nehirim hikayesi soyleymis 🙂
Bir kedi varmis cimenlerin uzerinde uyuyormus (yukaridaki yatan turuncu kediden bahsediyor), sonra bir kopek gelmis kedinin uzerine atlamis 🙂 (kedinin uzerindeki turuncu kopekten bahsediyor). Baska bir kedide agaca cikmak istiyirmus (yesil kediden bahsediyor) :), bir kelebek ucmus ucmus bulutlarin uzerine cikmis (bulutun uzerindeki sari kelebekten bahsediyor) 🙂 , yufuscukta etrafta dolasiyormussss (mavi yusufcuktan bahsediyor). Kalbide acaba nereye yapistirirlar diye dusunmustum ama oylesine bir yere mi yapistirdilar yoksa bir anlami varmiydi onu bilemedim. Hikayesini dinlerkende sormayi unuttum dogrusu 🙂
Sonra cocuklarla yaratici drama calismasi yaptik beraber 🙂 hikayemiz soyle (bunu nehir cok seviyor) bahcemizde bir suru elma agaclari varmis kolumuzda da sepetimiz varmis ve agactan elmalari toplayip sepetimize atiyoruz sepetimiz doluncada evimize gelip elmalarimizi yikayip kurulayip kocaman bir isirik alarak tadina bakiyoruz sonra hapur hupur yiyiyoruz. Sonra yikadigimiz elmalardan evdekilerede ikram ediyoruz 🙂 bunlari mimikleri ile hic bir materyal kullanmadan tamamen hayal gucleri ile yaptiriyorum. İnanilmaz keyif aliyor ve inanilmaz derecede egleniyorlar. İkinci mimik (drama) calismamiz soyle oldu ; ben yine once konuyu anlattim sonra onlara arada konuyu hatirlatarak showlarini izlemeye devam ettik. İki arkadas once evlerinde uyuyorlar sabah oluyor uyaniyorlar yuzlerini yikayip kahvaltilarini edip sutlerini icip banyoya gidip dislerini fircaliyorlar ardindan ustlerini degistirip giyinip hazirlanip annelerinin hazirladigi piknik sepetinide kollarina takarak beraber piknige gidiyorlar cok guzel bir ormanda! Once etrafi geziyorlar sonra top oynuyorlar sonra ip atliyorlar karinlari acikiyor ortulerini serip yemeklerini yiyiyorlar 🙂 sonra kalkip sepetlerine cicek topluyorlar annelerine goturmek icin sonra kitap okuyorlar bir agacin altinda ardindan bir kelebek goruyorlar pesine dusuyorlar tam bu sirada yagmur basliyor hemen kosup sepetlerini alip arabaya gidiyorlar kosa kosa ardindan evlerine gelip vedalasip arkadasiyla evlerine giriyorlar. anneleri icin topladiklari cicekleri annelerine vererek onlari opuyorlar… 🙂 buda ikinci hikayemiz ben arada hikayeyi anlatmaya devam ediyorum onlarda anlattiklarima gore hareketlerini yapiyorlar 🙂
Bu bizim normalde balede mimik (guncel adi yaratici drama olan)  derslerimizde yaptigimiz calismalardan bir kaci 🙂 cocuklarin hayal guclerini gelistirmek icin bir.numara bir uygulama 🙂
Daha sonra evimize geldik. Biraz ingilizce sarki dinleyip beraber soyledik. Ve ayni zamanda yine hareketlerini yaparak sarkiya eslik ettik.
Bu aksam yatarkende babamiz bize masal okudu ve boylece yine bir gunu guzel ve vaktinde gelen bir uyku ile sonlandirmis olduk 🙂

Bale’ye dair… (devamı)

Derken yıllar yılları kovaladı ilk orta ve lise bölümlerinden bir bir mezun olduk. Kimimiz okul açtı, kimimiz çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Ben mesela kızıma hamileyken en son bahçeşehir bilfen kolejinin bale öğretmenliğini yapıyordum. hatta doğuma iki üç hafta kalana dek öğretmenliye devam ettim. Normal bir hamilelikte degildi benimkisi oldukca fazla kilo almistim ne yazikki bunca kosusturmaya ragmen 😦 bildiginiz kostururken gosteriden.gosteriye oracikta doguracak gibiydim 🙂
Velhasil neden bale neden bir balerin bir balet olmali yada olabilir çocuklarimiz birazda bu konuya deginelim.
Birincisi bale egitimi gercek bir disiplin abidesidir basli basina! cocuklari dogru sekilde  sekillendiren buyuk sorumluluklar saglayan hayati ciddiye almalarini saglayan guzel bir sanat dalıdır.
İkincisi bale yapan birinin beyini, bedeni duygulari, kulaklari her bir uzvu calisir. surekli bir ahenk icerisinde beraber hareket ederler. Ve surekli birbirleri arasinda bir cimlastik icinde calisir dururlar. Bale yaparken hem kollarinizi hem ellerinizi ayni andada ayaklarinizi kullanirsiniz. Bu yazildiginda oylesine kolay bir seymis gibi gorulsede oldukca zor ve gercekten kafa calistiran bir calismadir. İsterseniz bir deneyin sag elinizi bir yana dogru hareket ettirirken ayni anda sol ayaginizi aksi bir yone dogru cevirmeyi deneyin isterseniz 🙂
Üçüncüsü ozguveni yüksek bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız bale ve bale gibi sahne sanatlari tamda aradiginiz sey! Yüksek özgüven, atılgan, hayata farklı pencerelerden bakabilen, olumlu düşünen bir çocuk yaratmaniza yardimci olacaktir. Okul hayatimbboyunca dahil olmadigim bir faaliyet yada gosteri yoktur gibi sanirim. İlkokula basladigim ilk gunden itibaren gosteri bale dans tiyatro drama sunuculuk koro orkestra siir okuma ne varsa ama ne varsa dahil olmusumdur 🙂 okula baslamadan evvel okumayi yazmayi sökmüşüm zaten bu yüzden bu tarz seylerle ugrasmaya oldukca fazla vaktim olurdu ilkokula basladigimizda sonrasindada birbiri ardina geldi okul hayatim hep oradan oraya kosusturmakla gecti gitti 🙂
Aslinda sayabilecegim daha bir cok neden var lakin biliyorum cok uzattim. Birde size bale okulu seçerken nelere dikkat etmeniz gerektigini bir kac not ile daha aktarip uzunnn yazimi sonlandiracagim.
Oncelikle sececeginiz okulun milli egitim bakanligina bagli olmasina ve akademik anlamda diplomali egitim veren bir kurum olmasına dikkat etmenizde fayda var. Cunku gercekten bale egitimi istiyor ve gelecege dair hayaller kuruyorsaniz bu en onemlisi!
İkincisi okula deneme dersine gittiginizde ogretmenin nereden mezun oldugunu okulun az cok gecmisini arastirmanizda fayda var. Cocuklarimizi emanet ettigimiz bir okul burasida bu nedenle incelemekte fayda goruyorum. Birde okulun yilsonunda resital sergiliyor olmasi cok cok onemli benim kanimca! Bir onceki yazimda sizlerle paylastigim gibi cok onemli cocuklarin tum sene yaptiklarini ogrendiklerini sizlerin seyircilerin onunde sergilemesi. Bu nedenle okulun en son seneki resitalini izleyebilir, resimlerine bakarak bilgi alabilirsiniz.
Birde ders saatleri (haftada iki gun en az birer saat) , siniftaki ogrencilerin kılık kıyafetinin duzeni (bir örnek bale kıyafetleri duzgun topuzlari ve bir ornek bale ayakkabilari) dersteki disiplinleri (ogretmenleri ile cocuklarin iliskisi uyumu ve düzeni) size kurum hakkında az çok bilgi verecektir.
Simdi buradan bir bir kurum bildirmem dogru olmaz elbet ama ben en azindan sadece kendi okulumu onermeden gecemeyecegim. Cunku gozumu actigim elinde buyudugum mezun oldugum sevgili öğretmenim Sayın Günnur Bayburt’un bakirkoydeki sihirli pabuçlar bale okulunu gozum kapalı sizlere tavsiye edebilirim. Geçmişinde  geleceginde bir cok basarinin altina imza atmis nadir kurumlardan biridir. Günnur hanimin ellerinden geçen nice unlu balet,balerin, bale okulu sahibi, bale ogretmenligini cesitli okullarda devam ettiren nice öğretmenler yetiştirdi. Ve hatta oyle bir cevher yetistiki ellerinde dunya capinda buyuk isim yapmakta ve daha fazlasini da yapacagina inaniyorum. Çok.sevgili Tanabay Tokgöz! Günnur hocamizin biricik oglu. Ehh! Anne balerin baba balet olunca dogustan bir sıfır onde basliyor genetik yetenek bakımından! Ama suda bir gercek ki Tanabay Bale ile başladigi serüvenini dans ile birlestirerek cok başka bir boyut katti! Ama hani bazı insanlarda bir ışık vardır yaa! Hani oylece dursa bile bir kenarda parlar! Bir baskadir durusu bakisi iste ana oğul bu harika ikili aynen oyleler ben bir kezde buradan kutlamak isterim hazır bahsi açılmışken her ikisini!
Ehh! Uzun lafın kısası bale gercekten çok çok önemli, özenli bir sanat dalı. Ben merak edenler soranlar icin elimden geldigince yazdim. Aslinda yazsam roman olur derler ya benimkide o hesap iste! Yazilacak coook ama cok sey var! Onlarida belki yine bir gun paylaşırım sizlerle 🙂