Montessori’yi birde benden dinleyin…

öncelikle maria montessori kimdir kısaca ona bir bakalım;

maria montessori 1870 yılında İtalya’nın Chiaravalle kentinde dünyaya gelmiştir. 1896 yılında İtalya’nın ilk kadın doktoru unvanını alarak tıp fakültesini tamamlamıştır.

Üniversiteden mezun olduktan sonra asistan doktor olarak atandığı Roma Psikiyatr kliniğinde zekâ özürlü çocuklarla çalışmıştır. burada ozellikle cocuklar uzerine yogunlasmistir. Idiot cocuklari buyuk insanlarin koğuşundan ayirarak onlara ozel bir bolum hazirlatmis ve kendi ismiyle anilan metodunun ilk tohumlarini burada atmaya baslamistir.

1899 yılında ise Roma’da zekâ geriliği olan tüm çocukların yollandığı yeni orthophrenic okuluna yönetici olarak atanır. Bu gorevi kabul etmesinin en buyuk sebebi kendi ortaya attigi teorilerin gercekligini kanitlamak idi ve oyle de oldu. Unutulmus, umut kesilmis ve insandan cok bir esya gibi davranilan idiot cocuklari sevgi, ilgi ve el becerileri ile egitmis, bu sure icinde kendi urettigi materyallerle okuma yazma ogretmistir. 8 yasindaki cocuklarin katildigi tum Italya’da yapilan bir sinava bu çocukları da  sokmus ve asil “mucize”yi burada gostermistir. Montessori tarafindan egitilmis idiot cocuklar, sadece sınavı geçmemiş, normal okullarda okuyan normal cocuklarin bir cogundan da daha yuksek puan almistir. Bu, “ilk Montessori mucizesi” olarak adlandirilir.

1896 -1907 yılları arasında sağlık antropolojisi, felsefe, psikoloji ve eğitim çalışmalarını devam etmiştir. 1907 yılında Roma’nın San Lorenzo bölgesinde, çalışan ailelerin çocuklarından oluşan 60 kişilik grupla çalışmak için üniversitedeki kürsüsünden ve tıbbî uygulamalarından vazgeçer. Burada ilk Casa dei Bambini’yi yani Çocuklar Evi’ni kurar.

işte bu ilk çocuklar evinin kurulumu ile montessori metodunu daha da geliştirir, doğal gelişim gösteren çocuklar üzerinde çalışmalarını sürdürmeye ve tüm dünya çapında araştırmalar yapmaya devam eder. kendisi hem antropoloji profesörü hemde doktordur. bu nedenle yapmış olduğu çalışmalar hem bilimsel hemde dünya tarafından oldukça dikkatle takip edilir bir hal almıştır.

Cocuk boyutunda esyalar dunyada ilk kez bu okulda kullanılmıştır. Montessori her cocugun ilgi alaninin digerinden farkli oldugunu gorur. Her cocuk istedigi ve ilgisini ceken konu ile ilgili calisma yapmakta serbesttir.’ Bildiğim ne varsa çocuklardan öğrendim’ der. Cocuklari inceleyerek metodunu her gecen gun biraz daha gelistirir. işte bu ışık doğrultusunda montessori metodu çocukların önderliğinde ve maria montessorinin rehberliğinde günden güne gelişir ve ortaya şimdiye kadar hiç bir eğitim akımında yer almayacak kadar detaylı bir felsefe doğar. büyük bir bilim kadını olarak tarihe geçerek çocuklar için hazırladığı montessori metodunu bu dünyaya miras bırakarak 1952 yılında hollanda da hayata gözlerini yumar.

İşte bunun için montessori eğitimi benim için tamamen bir yaşam biçimi. yaşamınıza katabildiğiniz ölçüde fayda sağlayabilirsiniz. bir okul bir kurum ve bir aile olarak montessori felsefesini uygulayacaksanız eğer bu bir uyum içinde ve bir bütün olarak ele alınmalıdır.

eğitim felsefelerine baktığımızda bir kurumda reggio emillia uyguluyorum aynı zamanda gems etkinlikleri yapıyorum diyebilirsiniz. hatta kurum içinde waldorf sistemine uygun bir atölyeniz bile yer alabilir. lakin montessori eğitimi için bunların hiç birini söyleyemeyiz. montessori başlı başına bir bütündür. parçalanamaz ve öylece bende şusunu uyguladım denilemez. tabiki etkinliklerinden faydalanabilir hatta matematik çalışmalarını uygulayabilirsiniz. lakin gelişim basamaklarını aşarak yapmış olduğunuz bu çalışma ile gerekli yararı faydayı asla alamazsınız. montessori yöntemine göre yapmış olacağınız herhangi bir çalışma ile öncesinde yapılması gereken çalışmaları yapmadığınız için hep bir yanı eksik kalacak ve doğal gelişim düzeni içerisinde bir uyum içinde gelişen etkinlik yerine hazırlanmış bir çalışma ve hazırlanmamış bir çocuk ile yapılmış bir çalışma olmaktan öteye gidemeyeceksiniz. yani bu konuyu biraz daha açacak olursak montessori materyallerine şöyle bir bakmamız gerekmektedir. montessori materyallerinin bazı temel özellikleri vardır. bunlardan en önemlisi tüm materyaller bir birleri ile bir uyum içerisinde ve bir bağ içerisinde yer alır. yani montessori materyallerinin bir zincirleme reaksiyon etkisi vardır. bu materyaller ile yapılan çalışmalar basitten zora doğru sıralanmış ve her biri bir bütünün parçası olma özelliği taşımaktadır. hiç düşünmediğiniz bir günlük yaşam becerisinin temellerinde belki bir dil eğitimi yada bir kozmik eğitim yatmaktadır. veya bir duyu materyalinin temelinde temel matematik kurallarının yer aldığını belki hiç düşünmemişinizdir bile🙂 mesela hemen hemen tüm duyu materyalleri 10 parçadan oluşan materyallerdir. pembe kule kahverengi merdiven kulplu kulpsuz silindirler vs vs işte bunların bile onar adet olmasının temelinde duyuların eğitimi sırasında çocuğu matematik eğitimine hazırlamak yatar. bu kadar hassas ve bu kadar imtina ile hazırlanmış bu materyaller dizisinin önemi işte bu nedenle çok çok çok önemlidir.

peki montessorinin pedagojik temelleri nelerdir?

montessori’ye göre her çocuk bir bireydir. ve bu dünyada var olma savaşı veren bu küçük insanların önemsenmesi onlara gereken değerin ve önemin verilmesi en önemli temel unsurdur.

montessori’ye göre çocuklara eğitimde amaç “kendi kendilerine yapabilmeleri için yardımcı olmak” olmalıdır.

“Bana kendim yapabilmem için yardım et!” kuralı unutulmamalıdır.

Unutulmamalıdır ki doğal gelişime yapılan her müdahale çocuklarda bir zayıflık ve değersizlik hissi yaşamasına neden olur! Işte bu nedenle biz ebeveynler ve öğretmenler hazırlanmış çevre ile onların olabildiğince bağımsız hareket etmelerini desteklemeliyiz. Kendi başlarına yapabilecekleri seyler için onları desteklemeli, cesaretlendirmeli ve onları gerçek hayata, hayatın içinde hazırlanmalıyız! Montessori felsefesinin temelleri iste asıl bu amaca hizmet etmektedir. Öncelik çocuğun kendi benliğini keşfetmesi ve ardından da yaşadığı bu dünyaya kendini kabul ettirebilme savaşıdır. Diğer öğretiler doğal bir devinim olarak kendi kendine gelişir ve devam eder….

bu harkulade felsefenin kurucusu olarak dünya çapında bu görüşü ile bir çığır açmıştır Maria Montessori!  Çocukların bu hayatta var olma savaşı veren küçük insanlar olduklarını ve bu dünya üzerinde onlarında aynı eşit imkanlarla yaşamaya hakları olduğunu savunmuş hatta ilk çocuk haklarının bile temellerini atmıştır!

peki nedir bu hazırlanmış çevre?

hazırlanmış çevre bir yetişkin tarafından yaşadığı çevreyi bir çocuk gözüyle görebilerek hazırlayabildiği çevredir aslında! yani şimdi evinizde kendinizi çocuğunuzun yerine koyarak yani empati yaparak bir düşünün! lavobaya dilediğiniz gibi erişebiliyor musunuz yada susadığınız da suyumuzu kendimiz alıp içebiliyor muyuz, kendi başımıza kitaplarımızı alıp erişebiliyor muyuz, yada oyuncaklarımıza ulaşıp kendi başımıza oynayabiliyor muyuz? gibi sorular sorarak kendimize ve aynı şekilde onun boyunda ve onun yetilerinde olduğumuzu düşünerek bunlara cevap vermeye çalışmalı ve aldığımız cevaplarımıza göre ortamı düzenlememiz gerekir. buna okullarda birde tabi ki materyallerin sunumları ve hazırlanmışlığı eklenmektedir. bu gün bir çok forumda ve gruplarda tartışmalara konu olan bir nokta da evde hazırlanmış  çevre içerisinde montessori materyallerinin bulundurulup bulundurulmaması konusudur. bu aslında çok ince bir nokta! şöyle ki şimdi maalesef ki her bir ebeveynin çocuğunu bir montessori okuluna gönderebilmeye imkanı yok maalesef bunlar maddi nedenlerin yanı sıra çevresel faktörlerden de kaynaklanabiliyor. örneğin benim kızım da doğumundan bu yana evde montessori eğitimine göre büyümüş olmasına rağmen bizde beylikdüzünde bir montessori okulu bulunmaması sebebi ile bir montessori okuluna gönderemiyoruz henüz. ama bu demek olmuyor ki bu çocuk montessori eğitimi alamaz. bir ebeveyn olarak kendimizi bu konuda yeteri kadar geliştirebilirsek pek ala bizlerde evlerimizde bu felsefeyi uygulayabiliriz. tabiki okulda ki uygulama gibi olamayacaktır. ama bir çocuğun öz bakım becerileri günlük yaşam becerileri ve duyusal gelişimi için evde desteklenmesi kadar faydalı başka hiç birşey olamaz! eğitimin temeli asıl evde başlar! ve montessori felsefesi bu anlamda evde yapılabilecek milyonlarca etkinlik imkanı sunar ebeveynlere! günlük yaşam ve öz bakım becerilerinin yanı sıra duyuların eğitimini geliştirmek için hazırlanmış olan duyu materyallerini de temin ederek fakat mutlaka sunumu için bir eğitim almak şartı ile yada bu konuda kendinizi görsel videolar ile geliştirerek veya en azından dernekler tarafından verilen aile eğitim seminerlerine katılarak yada 2 günlük eğitim seminerlerine katılarak kendinizi bu konuda geliştirmeniz ve doğru şekilde materal sunumlarını öğrenmeniz gerekmektedir. bu anlamda benimde çalışmakta olduğum dernek 2 günlük montessori eğitim seminerleri ve ebeveyn eğitim seminerleri düzenlemekte. bazen bunlar da eleştri konusu oluyor ama bizlerin amacı doğru şekilde montessori felsefesinin yaygınlaştırılmasını sağlamanın yanı sıra aynı zamanda verilen seminerlerle özellikle okul öncesi kuruluşların ve öğretmenlerin ilgisini çekmeyi hedeflemekteyiz! bu anlamda evde montessori uygulanabilir mi sorusuna özetle cevap olarak evet uygulanabilir ancak bu söylediklerin çerçevesinde olacak şekilde olmalıdır.

peki montessori eğitimi alan bir çocukta klasik sistemde eğitim alan bir çocuğa nazaran hangi özellikleri daha çok gelişir? bir diğer merak edilen konuda budur aslında bir çocuk montessori ile hangi kazanımları sağlar?

montessori eğitiminin temel kuralı çocuğun keşif duygularını desteklemeye ve özgür çalışmasına olanak tanımaktadır. bu şekilde çocuk özgür düşünmeyi bağımsızlaşmayı ve hayal gücünü geliştirir.

kendi başına yapabilmesi için desteklenen bir çocuk kendi yerine yapılan bir çalışmanın içinde olan bir çocuğa göre öz güveni daha yüksek ve yeterlilik düzeyini hep bir adım öne taşıyacak kapasiteye sahip olan bir yol izler. hazıra konmuş olmak değil başarmak isteyen bir çocuk olur.

başarı çıtası her zaman daha yüksektir. yapabilirliği desteklenen bir çocuk daha önce bir şeyleri kendi başına yapmış ve başarmıştır bu nedenle bir sonraki içinde başarma iç güdüsü ile ve o inançla başlar! yani başarmak için inanmak başarının bir basamağı ise bu çocuklar başarıya her zaman için daha yakındırlar! ve inançlıdırlar!

merak duyguları asla bastırılmadığı için bir büyük kaşif gibi hem çok meraklı hemde deneyim sahibidirler. temel anlamda bastırılmamış merak duyguları sayesinde hayal güçleri daha gelişmiş ve keşfetmeye daha çabuk yönelirler.

0-6 yaş arası duyuların eğitimi büyük önem taşır çocuk gelişimi açısından montessori metoduna göre de duyuların eğitimine büyük önem verildiğine dikkate alacak olursak yeterli duyusal doygunluk yaşayan bir çocuk ileri ki yaşamında bunun meyvelerini fazlasıyla toplayacaktır.

ayrıca montessori pedagojisine göre emici zihin büyük önem taşır! nedir bu emici zihin peki?

çocukluk döneminde sadece 0-6 yaş aralığında yer alan bu zihin tüm verileri emen bir sünger gibidir. yani çocuk 0-6 yaş döneminde verilen her şeyi alır hatta bazen hiç almıyormuş gibi gözükseler bile aslında herşeyi kaydederler. ve emici zihin 6 yaş itibari ile sona erdiğinde bilinçli zihne geçildiğinde çocuğun artık zihni sadece almak istediğini alır ve daha evvel kaydetmiş olduğu verilerle bunu sentezleyerek kullanmaya başlar. işte bu emici zihin evresi yani 0-6 yaş aralığı çok ama çok önemlidir. çocuğun bilinçli zihin evresine geçmeden evvel doğru şekilde doğru bilgilerle doldurulması büyük önem taşımaktadır. bu emici zihin meselesi gerçekten önemli ve uzun bir konu bu konu hakkında ki notlarımı da sonra sizlerle paylaşacağım. işte montessori eğitim sistemine göre bu 0-6 yaş emici zihin dikkate alınarak yapılandırılmıştır. çocuğun akademik hayatında ihtiyaç duyacağı bir çok konunun temeli bu yaş aralığında çocuğa materyaller yardımı ile verilir. bu nedenle montessori eğitim sisteminde dil ve matematik eğitimi erken yaşlarda ve ileri düzeyde verilir. bu bağlamda montessori eğitimi alan çocuklar eğitim ve öğretim hayatları boyunca daha kolay algılar ve kavrarlar. zaten ilköğretim aşamasına geçişte çocuk neredeyse hazır olarak gelir.

montessori eğitimi alan çocuklar dış dünyaya karşı daha hassas ve daha bilinçli yaklaşırlar. hayata bakış açıları bir parçası oldukları evrene saygıdan geçer. bu nedenle daha duyarlı ve daha özenlidirler.

özgür seçim hakkı ve özgür çalışma imkanı ile konsantrasyon süreleri oldukça uzun olan çocuklardır.

düzene ve güzele ilgi duyarlar.

başkalarına karşı davranışlarından daha hassas davranan ve empati yetisi daha gelişmiş çocuklardır.

düzenli ve tertipli çalışma prensibinden ötürü daha özenli olmaya meğillilerdir.

oto kontrolleri daha fazla gelişmiştir.

bireysel eğitim aldıkları için herhangi bir zorlamaya maruz kalmadıkları için yapılan çalışmalara karşı daha isteklidirler.

montessori ‘ye göre çocukların duyarlılık dönemleri vardır. ve bu dönemlerde çocuklar belli başlı konulara karşı duyarlılık gösterirler. merak ve ilgi ile yöneldikleri bu dönemlerde öğretiler daha kolay çocuğa aktarılabilir ve kalıcı bir öğreti olur. bu nedenle montessori yöntemi bu duyarlı dönemleri dikkate alarak yapılandırıldığı için öğretileri bir ömür boyu geçerliliğini koruyacaktır.

hazırlanmış çevre ve hazırlanmış özel materyalleri sayesinde daha çok deneyim ve öğrenim elde eden bu çocukların kaba motorları ince motorları problem çözme yetileri farklı açılardan bakabilme yetileri daha çok gelişim göstermektedir.

montessori yöntemine göre herşey yaşayarak dokunarak hissedilerek koklayarak yani beş duyu organımızı kullanarak öğrenilir. işin içine duyularımızı kattığımızda da öğretilen öğreti soyut değil artık somuttur! ve bu nedenle daha akılda kalıcı ve devamlılığı olan öğretiler sunar! bu eğitim pedagojisinin temellerine de bakacak olursak cocukların soyut kavramları anlamada ki güçlüğünden bahsedildiğini göreceksiniz. ayrıca zihnin kaydetme yetisinin ancak duyularla anlamlandırılabildiği ölçüde ve yaşanabilir olduğu ölçüde kalıcı olabildiğini göreceksiniz.

yani özetle montessori eğitimi alan çocukların kazanımlarının daha fazla olduğunu yaşayarak öğrendiğini ilgi merak ve keşif duygusu ile öğrenmenin doğal bir süreç haline getirilerek gerçekleştirildiğini görüyoruz.

o zaman bu verilerden yola çakarak acaba montessori eğitimi bize göre mi yada değil mi?

yani aslında burada hassas bir nokta vardır! öncelikle bir ebeveyn olarak siz montessoriyi ne kadar destekleyebilir ve uygulayabilirsiniz? geçmiş yaşantımız da bizlerin çocukluk dönemlerimize baktığımızda aslında çok yakın ananevi öğretileri olmakla beraber ebeveynlerden bazı fedakarlıklar da bulunulmasını ister montessori metodu! bu hazırlanmış çevre gibi yada bir ebeveynin çocuğunun özgürleşmesine izin verirken içindeki evham duygularını bastırmaya çalışmak gibi yada en zor mesela hayatı “slow motion” yaşayabilmeyi kabullenebilmek gibi! biz ebeveynlerin günümüz dünyasında en çok zorlanacağı şeylerden biri olsa gerek! benim bile çoğu zaman zorlandığım bir durum bu! hayatı slow motion yaşayabilmek ne demek! bu benim şahsi deyimim ama çok önemli birşey hayat onlar için bizlerden çok daha farklı çok daha yavaş akıyor. oysaki bizlerin dünyasında herşey acele herşey bir telaş halinde vuku buluyor. biz sürekli olarak bir telaş içinde yaşarken dünyayı onlar ise zaman mevhumu olmadan gayet relaks ve umarsızca yaşamaktadırlar. biz bu karmaşanın içinde çoğu zaman kendimize hakim olamadan herşeyi biran evvel yapmasını isteriz. mesela bizler onun giyinecekse hemen giyinmesini, dişlerini fırçalıyorsa hemen fırçalamasını isteriz, hele ayakkabı ve mont mevzusunda tam evden çıkmak üzeresinizdir ve genelde de hep aceleniz vardır ve geç kalmak üzeresinizdir ve bu defa hadiler çabuk ollar, hatta dur tamam bu sefer ben yaparımlar devreye girer işte bu nedenle hayatımızı onlara göre düzenlemek bazen göründüğü kadar kolay da olmayan bir hal alabilir. işte bu nedenle önce sizin bu eğitim felsefesini ne kadar uygulayabileceğinize hayatınızın buna ne kadar yatkın olduğuna kanaat getirmeniz gerekir. ancak sizler tarafından uygulanabilirliği sağlandıktan sonra çocuklarınıza aktarabilir hale getirebilirsiniz. yani siz ne kadar benimserseniz çocuğunuz da o kadar benimseyecek ve alınan fayda o kadar çok olacaktır. montessoriyi hayatınıza dahil edebildiğiniz ölçüde yarar sağladığınızı görecek ve artık bunu bir yaşam tarzı haline getirmiş olmanın verdiği iç huzuru ve mutluluğu tadacaksınız.

biliyorum epey uzun oldu ama daha değinmek isteyip de değinemediğim çok ama çok şey var🙂 anca bir fasikül yazsam belki o vakit montessori’yi anlatmayı başarabilirim.

umarım sizlerde okurken bazı sorularınıza cevaplar bulabilmiş ve keyif almışsınızdır…

Montessori’yi birde benden dinleyin…” üzerine 4 yorum

  1. Merhaba ferda hanım, Geçenlerde bir blog yazınızda çocuk eğitimi üzerine internet üzerinden eğitim aldığınızı belirt miş ti niz ben de eğitim almak istiyorum eğer sakıncası yoksa hangi kurumdan eğitim aldiniz? Teşekkür ederim. Oya ünlü

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s