Montessori evrenseldir

son günlerde öyle doldum öyle doldum ki o kadar olsun. nedir bu montessori felsefesinin elimizden çektiği🙂 herkes bir tarafından çekiştiriyor, herkes bir yönünden kendine yontuyor. amacım ne o tarafa ne bu tarafa çekmek zira taraf olmayı da sevmem! ben bildiğimi anlatmayı severim öğrendiğimi bildiğimi aktarmayı, hatta daha fazlasını öğrenip kendimi geliştirmeyi severim. öğrendiğim herbir şeyi paylaştıkça çoğaldığına inanırım. ‘bilgi paylaşıldıkça çoğalır’ sözünü severim ben mesela bildiğimi kendime saklasaydım eğer bu kadar çok şey bilebileceğimi sanmıyorum doğrusu.

gel gelelim nedir bu çekişmenin amacı faydası var mıdır yoksa zararı! çekişmekten kime fayda gelmiş ki bize gelsin! bilen bildiğini aktarsın soran sorusunu sorsun ama bunun da bir üslubu olmalı dimi ama! bilen bilmeyeni aşağılarsa yada bir bilen diğerine tü! kaka! derse nerede kaldı işin felsefi yanı! hani nerede kaldı bizim yaşam felsefemiz hayat anlayışımız paylaşımcı yanımız! bir sayfada şahsım adına da böyle bir yazı ile karşılaştım doğrusu ama bununla karşılaşmaktan ziyade yapılan yorumlar üzdü beni! kimileri kayın ağacından yapılan bir materyale saygıdan bahsederken insana saygıdan yoksun kalıyor! önce insana saygı duyacaksın ondan sonra dünyaya  ağaca çevreye sisteme saygıdan bahsedeceksin.

bu tarz yorumlara ne yazık ki üzülüyorum çünkü bu şekilde sergilenen katı tutumlar sonucu insanları bu güzel yöntemden bu güzel felsefeden uzaklaştırıyor. ben daha görmedim ki bu şekilde ahkam kesen birilerinin yaa! arkadaşlar bakınız bu montessori çalışmasıdır. uygulaması şu şekilde yapılır bu şekilde sunulur bunlar bunlar kullanılarak sunumu hazırlanır. çalışmada şu şekilde detaylara dikkat etmek gerekir. genel amacı şudur destekleyici amaçları şunlardır… vs vs ama yok bu şekilde insanlara yönlendirmede bulunmaktan ziyade insanlara yardımcı olmaktan ziyade bu tarz insanların işi gücü olanı eleştirmek bir açık aramak açık buldumu saldırmak😦 ne kadar yazık böyle bir çaba içerisinde olmak üzülüyüyorum gerçekten çok üzülüyorum!

birde olayın başka yönleri var şu sıralar bir materyal alış veriş furyasıdır gidiyor. hayatında montessori okulu görmemiş orjinal bir materyale sahip olmamış yada dokunmamış bunlarla çalışmamış insanlar montessori materyali satışından nemalanmaya çalışıyor hatta ve hatta bu tarz girişimlerde olan insanlar maalesef ki başka ürünleri karalama kampanyası başlatarak çirkinleşiyor ve maalesef ki pastadan bu şekilde bir pay alacağını düşünüyorlar. günlerdir tüm bunları üzüntüyle izliyorum. hatta işin içine montessori ile ilgili grupları çekmeye çalışarak sayfa yöneticilerine ithamda bırakacak sözler sarf edilmesine kadar varmış durumda ne kadar acı! oysaki o gruplar hiç bir kar amacı gütmeksizin annelerin buluşturulduğu güzel gruplar hepsini takip ediyor hepsini sonsuz kere taktir ediyorum.

kimse kimseye bu konuda ahkam kesemez montessori felsefesi bir kitleye veyahut bir zümreye hitap eden bir yöntem değildir. montessori evrenseldir. herkes ister evinde ister okulunda uygular. okulda ki uygulamaların bir standartı söz konusudur. ama evde yapılan uygulamalar da bu standartlar daha esnektir. bu dünyanın her yerinde bu şekildedir. isteyen istediği yerden araştırsın. maalesef ki bizim ülkemizde herkesin çocuğunu bir montessori okuluna göndermek gibi bir lüksü yok bu şuanda mümkün değil fakat gelişmeler de yok değil güzel gelişmeler var ve bu nedenle ilerisi için umutluyum! milli eğitim bakanlığının bu konuyla alakalı kalkınma ajanları ile yürüttüğü bazı projeler kapsamın da devlet anaokulları montessori okullarına dönüştürülüyor. en azından bu gelişmeler bile heyecan verici ve gerçekten umutlandırıcı çalışmalar. gel gelellim bu eğitimi okulunda alamayan bir çocuk sırf okuluna gidemiyor diye neden bu eğitim sisteminden eksik kalsın ki! neden böyle bir imkandan evinde en azından faydalanamasın ki! ister materyali olsun ister olmasın misal hazırlanmış çevre kuralını dahi benimsese bir ebeveyn hayatını bu kurala uygun olarak şekillendirebilse bunun zararı olabilir mi kim bu şekilde bunu lanse edebilir. bırakın artık allah aşkına kuru gürültü yapmayı isteyen istediğini yapsın doğrusuyla yanlışıyla siz doğru olanı yapın bunu gösterin ki o insan da yanlışını kendi bulsun!

birde ami diploması diye tutturmuş gidiyor birileri facebooktan sesli sesli bağırasım geldi! yahu Türkiye’de ami diploması dağıtıldı da biz mi almadık kardeşim! evet ami önemli ami hatta çok çok önemli ama şuda bir gerçek ki ami türkiye de yok! ve turkiyede ami diploması olmadan eğitim verdiği konusunda eleştirilen hocalarıma sahip çıkmadan edemeyeceğim! daha hangi kurumun ne eğitimi hatta bu eğitimi nasıl verdiğini bilmeden eleştirenler şimdi gözlerini iyi açıp okusunlar! evet ben eğitmen eğitimi aldım hemde ami diploması olmayan bir akademisyenden bu eğitimi aldım! ama ami diploması yok pehh! dediğiniz o kişi tezini montessori üzerine yapmış doktorasını montessori alanında yapmış 8 seneden beri üniversitelerinde ki montessori uygulama anaokulunda araştırmalar gözlemler yapan kendini bu işe adamış sayılı akademisyenlerden birinden aldım! siz hangi amiden bahsediyorsunuz! ami’de eğitim 1 yıl şimdi bir yıl ami’de eğitim görmüş gelmiş bir eğitmen ile sizce bu işe ömrünü adamış biriyle sizce aynı kefeye konulabilir mi? soruyorum sizlere! burada ami diplomasını yermek asla değil amacım ama bir amidir tutturmuş gidiyor birileri bizim ülkemiz de de bu konuda bu alanda çok başarılı çok bilgili akademisyenlerimiz var lütfen önce konuşmadan biraz araştırın neyi neden nereye söylediğinize bakın! hatta vereyim size bu adı bir araştırın kendisini sonsuz saygım var bana bu eğitimi veren beni bir anneden eğitmene hatta idealist düşüncelerime yön veren sayın Gökhan Kayılı hocama ne kadar teşekkür etsem az gelir! her zaman önünde saygı ile eğileceğim insanların başında gelecektir kendisi!

bu yüzden başta eğitim aldığım hocalarıma ve bize bu eğitim imkanını sağlayan okul öncesi eğitimi yaygınlaştırma ve geliştirme derneğine sozsuz teşekkürü bir borç bilirim! ve sonuna kadar almış olduğum eğitimin arkasında duracağımı da bilin isterim! iş eğitimi almakla bitmiyor. bu gün eğitimi almakla orada bırakmak ve işin ucunu bırakmamak arasında büyük fark vardır. önemli olan bilginin kullanılabilirliği ve işlenebilirliğidir. eğitimi aldığım günden bu yana kendimi bu alanda geliştirmek için gecemi gündüzüme katıyorsam eğer benim aldığım eğitime laf söylemek yerine sizde bu konu hakkında kendinizi daha fazla geliştirmeye adayın! önemli olan bir konuya karşı insanın kendini, yaşamını adamasıdır! önemli olan benimsediği felsefe üzerine koyabildikleridir ve yaşamı ile ne kadar bütünleştirebildiğidir! ben yaşamım boyunca inandığım değerlere sıkı sıkı bağlanmış ve eğitmenliği öğretmenliği idealist düşüncelerle yapmış biriyim. şuanda da halen daha ticari bir faaliyetim olmasından ötürü eğitimle ilgili her bir faaliyeti bu düşünceler içerisinde yürütüyorum. hayat felsefem daima bu yönde olmuştur ve olmaya devam edecektir! ben ami’yi hiç bir zaman bir etiket olarak görmeyeceğim sadece ve sadece bir eğitim olarak göreceğim dolayısı ile bu gün ami sertifikalı bir eğitim programı açılsa ben onun içinde de mutlaka yer alacağım! ama bunu etiket olsun diye değil daha ne öğrenebilirim güdülerimle yapacağım! ne kadar acı ki ami üzerinden politika yapanlar maalesef ki daha hiç bir eğitim programı içerisinde bulunmamış insanlar. bir tane de ami diplomalı hocalarımızdan biri çıksa da konuşsa gam yemeyeceğim!

işin özü şu arkadaşlar maalesef ki bizim ülkemizde birileri adına konuşan insan oldukça çok bu nedenle bazıları kendini kaybedip neredeyse rahmetli maria montessori adına dahi konuştuğunu söyleyecek kapasiteye sahip olanlar var! o bu şu demiyorum ama sadece şunu diliyorum şu konu hakkında iki kelam edecek insan da üç beş kitap okusun biraz araştırsın eğitimde neler veriliyor gitsin baksın ondan sonra yargılasın oturup da ami de ami diye tutturmasın allah aşkına!

son bir kelamım daha olacak sizlere nacizane montessori felsefesini uygulamak isteyen anneler babalar okullar öğretmenler işin özü şurdan geçiyor eğer bu eğitim sistemini uygulamak istiyorsak işe kendimizden başlayacağız yani önce olayın felsefesini kendi içimizde özümseyeceğiz kendimiz önce yaşayıp yaşamımıza katıp ondan sonra çocuklarımıza özümseteceğiz eğer bunu bu şekilde yapmazsak gerçekten boşa kürek çekmiş oluruz! işe önce kendimizden başlamazsak genç zihinlere nasıl girebiliriz nasıl örek olabiliriz ki! kendi hayatımıza bu felsefe ile yön vermeden nasıl başka hayatlara yön verebiliriz ki! öğrenme denilen eylem yaşanılarak ancak %100 başarıya ulaşılabilir. sen eğer yaşamın içine katabilirsen öğretileri o derece kullanılabilir bilgi birikimi sağlarsın zihninde! bu nedenle önce konuya vakıf olup ardından içselleştirerek yaşamımızın her anına katarak fayda sağlayabiliriz evlatlarımıza!

daha çok söylecek sözüm var elbet ama benden şimdilik bu kadar kalın sağlıcakla….

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s