Bale’ ye dair…

Çocuklarda Bale Eğitimi

Öncelikle çoğu zaman bale öğretmenliğimden ve eğitimimden ötürü bu konu hakkında internetten çok soru alıyorum. gerek nurturiadan gerek blogdan. uzun zamandır aklımdaydı konuyla ilgili bilgi ve görüşlerimi paylaşmak. konuya önce kendimi anlatarak kendi hayatımdan örnekler vererek başlamak istiyorum.

beni annem baleye götürdüğünde henüz 4 yaşıma girmemiştim hatta 3,5 yaş dolaylarındaydım. komşu çocuklarından özenerek yuvaya gitmek istemişim. Anneciğimde sağolsun yuva için erken güzel birşeylerle ilgilensin bilgilensin diye beni merterde oturduğumuzdan dolayı o yıllarda merterde faaliyet gösteren Sihirli pabuçlar bale okuluna götürmüş. ilk deneme dersinden sonrada bendeki ilgi ve kabiliyete dayanaraktan kaydımı yaptırmış. evet benim bale ile olan serüvenim böyle başlamış. ilk sene hazırlık sınıfına kaydolan ben büyük bir heves içinde bale kıyafetlerimi ilk giydiğim günü hatta giyipte çıkarmadığım o günü dün gibi hatırlarım. her fırsatta evde bale kostümlerimi giyip öğrendiğim yeni hareketleri akşam babama anneme ve abilerime göstermekten büyük zevk duyar onlarda alkışladıkça çok ama çok mutlu olurdum. evde egzersiz yaparken bile çekilmiş bir çok resmim vardır benim. ilk sene hazırlık sınıfında olduğum ve çok küçük olduğum için hersene taksimde olan akm salonunda sergilenecek olan okulumuzun bale resitalinde anca çiçek verme ve sahneye çıkınca selam vererek inme şerefine nail oldum🙂

bir çiçek vermek bile nasıl bir olaysa nasıl bir hazırlık nasıl bir hazırlık sormayın. ama çiçek vermek mi diyip geçmeyin binlerce kişinin alkışlarının önüne atılıyorsunuz ve daha 4 yaşındasınız🙂 annemlerde bu olayı epey abartıp şip şak şip şak çekmişler fotograflarımı çiçek verirken. lakin şu bir gerçek ki biz balede bile defalarca çiçek verme provası hatta kostumlu prova bile yapmıştık🙂

ama işte bale böyle bir şey. baştan aşağıya disiplin! derste geliş saatiniz gidiğ saatiniz hepsi bellidir. ne geç gelebilir nede erken çıkabilirsiniz. kıyafetiniz baştan aşağıya eksiksiz ve özenli olmalıdır. saçınız ayakkabınız topuzunuz saç bandınız bunların tümü olması gerektiği gibi eksiksiz düzgün ve güzel olmalıdır.

hatta öyleki ilk haftalar velilere öğretmenler tarafından topuz nasıl yapılır bale ayakkabısının lastiği nereye dikilir bunların eğitimini dahi vermişlerdi. bizlerinde okulda disiplinli aşırıya kaçmadan ders saatleri dığında beklerken harket etmemizi öğretmişlerdi ilk başlarda. birde ilk öğrendiğimiz şey öğretmenimizi selamlamak derse girdiğinde ders bittiğinde ve çıkarken. bunlar gerçekten çok özel şeylerdi. ama minicik bir çocuğun hayatını nasılda değiştirmeye başlamıştı. ben daha disiplinli daha aklı başında hatta okulda bize ilk verilen en önemli sorumluluk olan kıyafet çantamızı hazırlamak bile büyük birşeydi. çantayı düzenlemek eksiksiz olarak o yaş cocugu için bence büyük bir sorumluluktu. kaçan çorabı anneye söylemek tamir ettirmek kirlenen giysiyi anneye verip yıkatmak bunlar çok önemli sorumluluklardı. şimdi düşündüğümde her zaman anneme büyük hayır duaları ediyorum. iyiki beni anaokulu yerine bir bale okuluna yazdırmış. ve yazdırırkenden gerçek bale eğitimi veren güzel bir kuruma yazdırmış. Allah kendinden binlerce kez razı olsun canım annem benım🙂 ve tabiki bize bu bale disiplinini sevgisini aşılayan canım öğretmenim Günnur Bayburt ‘tan binlerce kez razı olsun.

sonra eğitime geleyim birazda. bizim zamanımızda o yaş çocuğuna pek öyle sağ sol kavramı öğretilmezdi. bir hatırlayın ilk okulda öğretmenler neler çekerlerdi bir sağını solunu öğretemedim ben bu çocuğa diye🙂 oysa biz baleye başladığımız andan itibaren ilk öğretilen kavramlardan biri sağını ve solunu öğrenmekti. sonra isimleri ile birlikte hareketleri öğrenmeye başladık bir bir. birde öyle bu küçük bunu yapamaz bunu öğrenemez falan asla denmezdi. herşey eşit şekilde tüm çocuklara öğretilmeye çalışılırdı. hatta özel ilgi gösterilerek mutlaka öğretilirdi. aynanın karşısında hareketlerimizi yaparken bir yandanda hayran hayran piyanosu ile bize eşlik eden öğretmenimizi izlerdik. ne harika anılar bunlar öyle değil mi?

onu izlerken izlerken piyanoda düştü benim aklıma ve küçücük yüreğime bir gün mutlaka bende öğreneceğim diyor anneme babama ısrar ediyordum bende piyano istiyorum diye🙂

çünkü müziğede büyük bir ilgim vardı babamda pek severdi. babam rahmetli sanatın her dalını severdi pek düşkündü sanata sanatçıya bende ona çekmişim demek ki🙂

neyse ailem bu talebimi o yılların en iyi markası olan yamaha bir org ile hem bir başlangıç yapmak için hemde piyanodan vazgeçirebilmek adına alarak geçiştirmişlerdi.

ben yine döneyim baleye bu konuya daha sonra yine döneriz .

baleye başlamamla birlikte ilgim algım sabrım zihnim herşeyim açılmıştı. gerçektende büyük ilerlemeler yaşıyordum hayatımda özgüvenim pik yapmıştı o dönemlerde. baleye başladığım ilk senenin yazında yazlığımızda düzenlenen semizkum güzellik yarışmasına sokmuşlardı komşu ablalarım beni bir güzel süsleyip püsleyip🙂 yaşıtım çocuklar benden büyük çocuklar sahneye çıkıp geri kaçarlarken yada sahnede deli dana gibi koşulştururlarken bana sıra geldiğinde bana hiç gösterilmemiş olmasına rağmen sahnede bir tur alımlı alımlı dik ve güzel bir şekilde yürüyerek (tıpkı bize balede öğretildiği gibi parmak uçlarımı çeke çeke) jürinin önüne gelip bir kaç bale hareketi sergileyip selam vererek büyük alkış toplayıp jürinin gönlünü çalmayı becermiş onca kişinin önünde bu cesareti kendinden emin bir biçimde sergileyerek birinci olmuştum🙂
nasıl bir özgüven aşılandıysa bize daha ilk yıldan o derece kendimden emindim yani🙂
bir sonraki sene biraz tesadüf birazda başarılı bir öğrenci olduğumdan dolayı resitale katılmayı başarmıştım. balede resitallere hazırlanılırken mutlaka asıl oyuncuların yedekleri olur. miniklerin oynadıkları rollere bir alt sınıftan olan öğrenciler arkada onun yedeği olarak çalıştırılır ve hazırlanılır. hazırlık 2 sınıfı olarak bizler yedektik yine ne yazık ki. o sene sergilenen eserde alice harikalar diyarında idi. benim yedeği olduğum gruptan bir kız hastalanınca yedeklerden birden asıl oyunculuğa terfi etmiş ve ilk defa akm sahnesinde bir balerin olarak sahneye adımımı atmıştım. bir mantar olarak hemde🙂 hemde öyle bir mantar ki hem en minik hemde biraz tontiş bir mantar. iste hayatımın en büyük dönüm noktasını tamda o gece yaşadım diyebilirim. provalar  hazırlıklar falanlar filanlar derken geldi sahne sıramız. koca akm sahnesi tüm salon hınca hınç dolu iki üst balkonda full, ailem akrabalarım konu komşu herkes orada ve ben minnacık bir ben sahnede diğer mantarlarla birlikte🙂 hiç unutamıyorum o anda yaşadığım heyecanı şuanda yazarken bile yüreğim pırpır atıyor inanın. ve alice uykudan uyanır uyanmaz başlıyor bizim sıramız. sahnede rolüne yetişmeye çalışan bir minik mantar var ki salonu kahkahalara boğuyor. hareketleri yapmak tamam ama koca akm sahnesi önden giden koşuşturan ablalara yetişmek ne mümkün en sondaki o minik mantar sürekli zor yakalıyor öndeki mantarları🙂 derken sahnemiz bitti sıra geldi eserin sonunda mantarların selam sırasına beni çekiştirmelerinden dolayı yetişemeyip düşücem diye öğretmenim selam sırasında beni onların ortasına yerleştirdi apar topar🙂 ve selama boy sırasından mahrum çıktık. ama salon alkış boyunca ayakta tabi sırada bize gelmiş biz öndeyiz selam veriyoruz. bir bağırtılar duyuyorum ama anlayamıyorum alkıştan. 
meğer sonradan anlaşıldı. selamlama bitti kulislerimize gittik. öğretmenler veliler tanıdıklar kulislere doluşurlarken herkes benden bir makas alıyor yok seni yiyicez gel buraya şirin mantar falan diyorlar. meğer biz sahneye çıktığımızda herkes bana pek gülmüş pek sevimli bulmuşlar o halerimi🙂 ehh! herşeyin miniği hep daha sevimli olmaz mı🙂 sonra öğretmenim yanında bir sürü  insanla kulise gelip alın size minik mantar işte burada buyrun yiyin benden musade demez mi🙂 herkes bir tarafımı mıncıklıya mıncıklıya sevdi o gece🙂 sonra öğretmenimiz her senenin adeti olan resitalin yıldızını açıkladı bu defa çok minik bir yıldız vardı sahnede parlayan tüm seyirciği kahkahalara boğarak sempatisini kazandı ve bu gecenin yıldızı olmaya hak kazandı diyerek elimden tuttuğu anı asla unutamam.
image
İste en kucuk mantar ortada🙂
işte o gece ile birlikte baleyi hayatımın hep bir parçası yapmaya adadım. işte o gece ilk defa o minicik yüreğimle baleye bir daha kopmamacasına bağlandım. henüz 4.5 yaşlarındasınız böyle bir anı böyle bir gece böyle bir ilgi böyle bir başarı yaşıyorsunuz. bu gerçekten rüya gibiydi. ayrıca sadece sahneye çıkmış olmak bile yeterliydi! bir çocuk için bu başarı bile o sahnenin tozunu yutmuş olmak bile yeterdi baleden kopmamak için🙂 öyle çok kabiliyetli yada bale için doğmuş bu çocuk denilecek meziyetlerimde yoktu aslında! ama biraz akıllıydım birazda fazla sevimli sanırım🙂
…. Devami bir sonraki yazıda…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s