Bremen mızıkacıları

image

image

image

Biz gecen hafta yasemin ablamizla ve ipek teyzemizle birlikte bremen mizikacilari black light gosterimli tiyatrosuna gittik. Black light sunumlar nehirin oldukca ilgisini cekiyor ve cok seviyor. Bizde black light’li tiyatrolari kacirmamaya calisiyoruz. Tiyatro baslayana kadar abur cubur atistiran diger cocuklara inat biz yine kuruyemisimiz ile gelmistik tiyatromuza ve kuzucuklarimiz yanlarindaki arkadaslariyla da paylasarak beyaz leblebinin esliginde perdenin acilmasini beklemeye basladilar.
Sunum yine harikaydi oldukca keyif aldik cok eglendik ve guzel bir gun gecirdik. Oyle ki kuzucuklar tiyatro sonradi birbirlerini yine evlerine davet ettiler. Bu defa biz yasemin ablalara gittik ve yine cok guzel vakit gecirdik. İpekcigimin carcabuk pisirdigi harika muffinlardan yedik kuzucuklar oynarken rahat rahat caylarimizi ictik. Cok iyi anlasiyorlar masallah cok mutlu oluyorum onlari boyle gorunce 🙂
İzledigimiz tiyatrodan iste bir kac kare 🙂

image

image

image

image

image

image

Minik picasso iş başında :)

image

image

image

image

Fazla soze gerek yok resimler anlatiyor sanirsam. Biz bu defa kocaman bir tablo yaptik sadece kisaca ozetleyeyim. Buyuk boy bir kagit kullandik. Koctas hediye paketi standindan aldigimiz kagidi yazi tahtamiza yapistirdim yani sonra plastik tabaklara mothercareden aldigimiz tup boyalarimizdan doktum. Ve rulo ve fircalar bardak boyalarimiz derkennnn sonuc ortada 🙂
Boyama islemini bitirdikten sonra biraz mola verdik. Ardindan hazirladigim baski bolumune gectik ve hazir sunger baskilarimizla resimin uzerine baskila yaptik. Yetinmedik el baski calismalari yaptik. Anlayacaginiz costuk yine costukkkk 🙂
image

image

Resim arasinda bir ben yaptimmmm pozu cekildik 🙂
image

image

image

Veee finalllll resmimizin son hali 🙂
image

Aaa pardon pardon muhtesem tablomuzun son hali diyecektim 🙂
Bakalim bir firsat bulursam cerceveletip odasina asicam 🙂 oldukca enteresan bir calisma oldu. Neredeyse tamami kendisine ait ben sadece bir iki baski sekli yaptim uzerine digerlerini nehir kendi basina yapti. Birde bir anlatisi var ki ne yaptigi ile ilgili videoya cektim gulmekten olurdunuz yukleyebilseydim eger 🙂 kopekler varmis cimenler varmis ben varmisim babasida varmis ugurumda var diyor. Birde bebekler varmis efe ve yigit bebekler. Ayrica konusan agizi yuzu gozleri olan cicekler bile varmis 🙂 yok yok! Yani resmimizde 🙂

Kıyafet giydirme oyunu

Gecenlerde izledigimiz black light tiyatrodan etkilenerek hazirladim bu etkinligimizi. Gerci oldum koptum severim ben siyah kagida birseyler cizmeyi daha kafamda birkac sey daha var buna benzer 🙂
image

Ne zaman nerede ne giymeligiz seklinde bir calisma yaptim. Siyah fon kartonu uzerine beyaz bir kalemle cizdim bunlari. İlk resim kardan adam yapan nehir 🙂 ikinci resim evde kitap okumak icin odaya gelen nehir (yani ev halimiz) ucuncu resim ugurumuz 🙂 aksam disarida bize geliyor 🙂 ve son resim nehir yataginda 🙂 gece hazirladim ve sabaha bu suprizle uyandik. Birde giysi dolabi cizdim ve desenli kartonlarla uygum elbiseler cizdim kestim hazirladim. Kiyafetlerin Arkalarinada patafix yapistirdim.
image

image

Ve nehir uyanir uyanmaz ‘-anne bana sen ne yaptinnn!’ diye sevindirik ola ola oturdu basina 🙂 bir iki yonlendirme yardimi ilede hepsini bir guzel yerlestirdi.
image

image

image

image

image

image

İste boyle eglendik ama yeni kiyafetler yapmak lazim kiyafetler biraz az geldi 🙂 nehir biraz degistirmek istedi kiyafetlerini ama tabi ben sadece birer cift ayarlamistim 🙂

Puzzle (yeni puzzle’larımız)

image

image

image

Son zamanlarda ipad uygulamalarinda yaptigimiz puzzlelari bir kenara birakip gercek puzzlelarla ilgilenmeye basladik. İpadde daha kolay yapmasina karsin bunlardada hic fena degil hani! Lakin fark ettim ki puzzlelarda oldukca eksigimiz var bende hemen biraz puzzle alisverisi yaptim. Daha evvel caurfourda denk gelip ingilizce turkce DIY toys ‘un puzzle ‘dan almistim. Gerci denk gelmek denmez ona canim arkadasim duygunun haber vermesi ile indirim var diye solugu caurfourda almistim. Ama orada bunlar yoktu.
image

Bu vardi bunu almistim o zaman fakat sonra farkettim ki bizdeki puzzlelarin tamami hem biraz kucuk parcali hemde fazla parcali. Yada 4-6-8 parcali olanlar var onlarida artik.ezberlemisiz ve kolaylikla yapabiliyoruz. Neyse ben hayal dunyasi oyuncakcisindan aldim fiyatlarida oldukca uygundu! Hatta oyle uygundular ki okuyup okuyup inceledim sagini solunu turkiyede imal edilmis turk firmasi cin mali falan degil yani 🙂
Fiyatlari 11-14 Tl arasinda degisiyor aldiklarimin. Renkleri sekilleri resimleri oldukca iyi bir kutudan ayni ebatlarda ama farkli parca sayilari olan yani 8-12-16-24 parcali 4 farkli puzzle cikiyor iclerinden. Ben hauvanlar ve mevsimler temali olanlarini sectim. Ozellikle hayvanlar digerine gore cok daha kolay. Birde iliski kurma ile ilgili bir puzzle aldim hatta hemen hazirladim o gun oynadik bile!

Bale’ye dair… (devamı)

Derken yıllar yılları kovaladı ilk orta ve lise bölümlerinden bir bir mezun olduk. Kimimiz okul açtı, kimimiz çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Ben mesela kızıma hamileyken en son bahçeşehir bilfen kolejinin bale öğretmenliğini yapıyordum. hatta doğuma iki üç hafta kalana dek öğretmenliye devam ettim. Normal bir hamilelikte degildi benimkisi oldukca fazla kilo almistim ne yazikki bunca kosusturmaya ragmen 😦 bildiginiz kostururken gosteriden.gosteriye oracikta doguracak gibiydim 🙂
Velhasil neden bale neden bir balerin bir balet olmali yada olabilir çocuklarimiz birazda bu konuya deginelim.
Birincisi bale egitimi gercek bir disiplin abidesidir basli basina! cocuklari dogru sekilde  sekillendiren buyuk sorumluluklar saglayan hayati ciddiye almalarini saglayan guzel bir sanat dalıdır.
İkincisi bale yapan birinin beyini, bedeni duygulari, kulaklari her bir uzvu calisir. surekli bir ahenk icerisinde beraber hareket ederler. Ve surekli birbirleri arasinda bir cimlastik icinde calisir dururlar. Bale yaparken hem kollarinizi hem ellerinizi ayni andada ayaklarinizi kullanirsiniz. Bu yazildiginda oylesine kolay bir seymis gibi gorulsede oldukca zor ve gercekten kafa calistiran bir calismadir. İsterseniz bir deneyin sag elinizi bir yana dogru hareket ettirirken ayni anda sol ayaginizi aksi bir yone dogru cevirmeyi deneyin isterseniz 🙂
Üçüncüsü ozguveni yüksek bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız bale ve bale gibi sahne sanatlari tamda aradiginiz sey! Yüksek özgüven, atılgan, hayata farklı pencerelerden bakabilen, olumlu düşünen bir çocuk yaratmaniza yardimci olacaktir. Okul hayatimbboyunca dahil olmadigim bir faaliyet yada gosteri yoktur gibi sanirim. İlkokula basladigim ilk gunden itibaren gosteri bale dans tiyatro drama sunuculuk koro orkestra siir okuma ne varsa ama ne varsa dahil olmusumdur 🙂 okula baslamadan evvel okumayi yazmayi sökmüşüm zaten bu yüzden bu tarz seylerle ugrasmaya oldukca fazla vaktim olurdu ilkokula basladigimizda sonrasindada birbiri ardina geldi okul hayatim hep oradan oraya kosusturmakla gecti gitti 🙂
Aslinda sayabilecegim daha bir cok neden var lakin biliyorum cok uzattim. Birde size bale okulu seçerken nelere dikkat etmeniz gerektigini bir kac not ile daha aktarip uzunnn yazimi sonlandiracagim.
Oncelikle sececeginiz okulun milli egitim bakanligina bagli olmasina ve akademik anlamda diplomali egitim veren bir kurum olmasına dikkat etmenizde fayda var. Cunku gercekten bale egitimi istiyor ve gelecege dair hayaller kuruyorsaniz bu en onemlisi!
İkincisi okula deneme dersine gittiginizde ogretmenin nereden mezun oldugunu okulun az cok gecmisini arastirmanizda fayda var. Cocuklarimizi emanet ettigimiz bir okul burasida bu nedenle incelemekte fayda goruyorum. Birde okulun yilsonunda resital sergiliyor olmasi cok cok onemli benim kanimca! Bir onceki yazimda sizlerle paylastigim gibi cok onemli cocuklarin tum sene yaptiklarini ogrendiklerini sizlerin seyircilerin onunde sergilemesi. Bu nedenle okulun en son seneki resitalini izleyebilir, resimlerine bakarak bilgi alabilirsiniz.
Birde ders saatleri (haftada iki gun en az birer saat) , siniftaki ogrencilerin kılık kıyafetinin duzeni (bir örnek bale kıyafetleri duzgun topuzlari ve bir ornek bale ayakkabilari) dersteki disiplinleri (ogretmenleri ile cocuklarin iliskisi uyumu ve düzeni) size kurum hakkında az çok bilgi verecektir.
Simdi buradan bir bir kurum bildirmem dogru olmaz elbet ama ben en azindan sadece kendi okulumu onermeden gecemeyecegim. Cunku gozumu actigim elinde buyudugum mezun oldugum sevgili öğretmenim Sayın Günnur Bayburt’un bakirkoydeki sihirli pabuçlar bale okulunu gozum kapalı sizlere tavsiye edebilirim. Geçmişinde  geleceginde bir cok basarinin altina imza atmis nadir kurumlardan biridir. Günnur hanimin ellerinden geçen nice unlu balet,balerin, bale okulu sahibi, bale ogretmenligini cesitli okullarda devam ettiren nice öğretmenler yetiştirdi. Ve hatta oyle bir cevher yetistiki ellerinde dunya capinda buyuk isim yapmakta ve daha fazlasini da yapacagina inaniyorum. Çok.sevgili Tanabay Tokgöz! Günnur hocamizin biricik oglu. Ehh! Anne balerin baba balet olunca dogustan bir sıfır onde basliyor genetik yetenek bakımından! Ama suda bir gercek ki Tanabay Bale ile başladigi serüvenini dans ile birlestirerek cok başka bir boyut katti! Ama hani bazı insanlarda bir ışık vardır yaa! Hani oylece dursa bile bir kenarda parlar! Bir baskadir durusu bakisi iste ana oğul bu harika ikili aynen oyleler ben bir kezde buradan kutlamak isterim hazır bahsi açılmışken her ikisini!
Ehh! Uzun lafın kısası bale gercekten çok çok önemli, özenli bir sanat dalı. Ben merak edenler soranlar icin elimden geldigince yazdim. Aslinda yazsam roman olur derler ya benimkide o hesap iste! Yazilacak coook ama cok sey var! Onlarida belki yine bir gun paylaşırım sizlerle 🙂

Bale’ ye dair…

Çocuklarda Bale Eğitimi

Öncelikle çoğu zaman bale öğretmenliğimden ve eğitimimden ötürü bu konu hakkında internetten çok soru alıyorum. gerek nurturiadan gerek blogdan. uzun zamandır aklımdaydı konuyla ilgili bilgi ve görüşlerimi paylaşmak. konuya önce kendimi anlatarak kendi hayatımdan örnekler vererek başlamak istiyorum.

beni annem baleye götürdüğünde henüz 4 yaşıma girmemiştim hatta 3,5 yaş dolaylarındaydım. komşu çocuklarından özenerek yuvaya gitmek istemişim. Anneciğimde sağolsun yuva için erken güzel birşeylerle ilgilensin bilgilensin diye beni merterde oturduğumuzdan dolayı o yıllarda merterde faaliyet gösteren Sihirli pabuçlar bale okuluna götürmüş. ilk deneme dersinden sonrada bendeki ilgi ve kabiliyete dayanaraktan kaydımı yaptırmış. evet benim bale ile olan serüvenim böyle başlamış. ilk sene hazırlık sınıfına kaydolan ben büyük bir heves içinde bale kıyafetlerimi ilk giydiğim günü hatta giyipte çıkarmadığım o günü dün gibi hatırlarım. her fırsatta evde bale kostümlerimi giyip öğrendiğim yeni hareketleri akşam babama anneme ve abilerime göstermekten büyük zevk duyar onlarda alkışladıkça çok ama çok mutlu olurdum. evde egzersiz yaparken bile çekilmiş bir çok resmim vardır benim. ilk sene hazırlık sınıfında olduğum ve çok küçük olduğum için hersene taksimde olan akm salonunda sergilenecek olan okulumuzun bale resitalinde anca çiçek verme ve sahneye çıkınca selam vererek inme şerefine nail oldum 🙂

bir çiçek vermek bile nasıl bir olaysa nasıl bir hazırlık nasıl bir hazırlık sormayın. ama çiçek vermek mi diyip geçmeyin binlerce kişinin alkışlarının önüne atılıyorsunuz ve daha 4 yaşındasınız 🙂 annemlerde bu olayı epey abartıp şip şak şip şak çekmişler fotograflarımı çiçek verirken. lakin şu bir gerçek ki biz balede bile defalarca çiçek verme provası hatta kostumlu prova bile yapmıştık 🙂

ama işte bale böyle bir şey. baştan aşağıya disiplin! derste geliş saatiniz gidiğ saatiniz hepsi bellidir. ne geç gelebilir nede erken çıkabilirsiniz. kıyafetiniz baştan aşağıya eksiksiz ve özenli olmalıdır. saçınız ayakkabınız topuzunuz saç bandınız bunların tümü olması gerektiği gibi eksiksiz düzgün ve güzel olmalıdır.

hatta öyleki ilk haftalar velilere öğretmenler tarafından topuz nasıl yapılır bale ayakkabısının lastiği nereye dikilir bunların eğitimini dahi vermişlerdi. bizlerinde okulda disiplinli aşırıya kaçmadan ders saatleri dığında beklerken harket etmemizi öğretmişlerdi ilk başlarda. birde ilk öğrendiğimiz şey öğretmenimizi selamlamak derse girdiğinde ders bittiğinde ve çıkarken. bunlar gerçekten çok özel şeylerdi. ama minicik bir çocuğun hayatını nasılda değiştirmeye başlamıştı. ben daha disiplinli daha aklı başında hatta okulda bize ilk verilen en önemli sorumluluk olan kıyafet çantamızı hazırlamak bile büyük birşeydi. çantayı düzenlemek eksiksiz olarak o yaş cocugu için bence büyük bir sorumluluktu. kaçan çorabı anneye söylemek tamir ettirmek kirlenen giysiyi anneye verip yıkatmak bunlar çok önemli sorumluluklardı. şimdi düşündüğümde her zaman anneme büyük hayır duaları ediyorum. iyiki beni anaokulu yerine bir bale okuluna yazdırmış. ve yazdırırkenden gerçek bale eğitimi veren güzel bir kuruma yazdırmış. Allah kendinden binlerce kez razı olsun canım annem benım 🙂 ve tabiki bize bu bale disiplinini sevgisini aşılayan canım öğretmenim Günnur Bayburt ‘tan binlerce kez razı olsun.

sonra eğitime geleyim birazda. bizim zamanımızda o yaş çocuğuna pek öyle sağ sol kavramı öğretilmezdi. bir hatırlayın ilk okulda öğretmenler neler çekerlerdi bir sağını solunu öğretemedim ben bu çocuğa diye 🙂 oysa biz baleye başladığımız andan itibaren ilk öğretilen kavramlardan biri sağını ve solunu öğrenmekti. sonra isimleri ile birlikte hareketleri öğrenmeye başladık bir bir. birde öyle bu küçük bunu yapamaz bunu öğrenemez falan asla denmezdi. herşey eşit şekilde tüm çocuklara öğretilmeye çalışılırdı. hatta özel ilgi gösterilerek mutlaka öğretilirdi. aynanın karşısında hareketlerimizi yaparken bir yandanda hayran hayran piyanosu ile bize eşlik eden öğretmenimizi izlerdik. ne harika anılar bunlar öyle değil mi?

onu izlerken izlerken piyanoda düştü benim aklıma ve küçücük yüreğime bir gün mutlaka bende öğreneceğim diyor anneme babama ısrar ediyordum bende piyano istiyorum diye 🙂

çünkü müziğede büyük bir ilgim vardı babamda pek severdi. babam rahmetli sanatın her dalını severdi pek düşkündü sanata sanatçıya bende ona çekmişim demek ki 🙂

neyse ailem bu talebimi o yılların en iyi markası olan yamaha bir org ile hem bir başlangıç yapmak için hemde piyanodan vazgeçirebilmek adına alarak geçiştirmişlerdi.

ben yine döneyim baleye bu konuya daha sonra yine döneriz .

baleye başlamamla birlikte ilgim algım sabrım zihnim herşeyim açılmıştı. gerçektende büyük ilerlemeler yaşıyordum hayatımda özgüvenim pik yapmıştı o dönemlerde. baleye başladığım ilk senenin yazında yazlığımızda düzenlenen semizkum güzellik yarışmasına sokmuşlardı komşu ablalarım beni bir güzel süsleyip püsleyip 🙂 yaşıtım çocuklar benden büyük çocuklar sahneye çıkıp geri kaçarlarken yada sahnede deli dana gibi koşulştururlarken bana sıra geldiğinde bana hiç gösterilmemiş olmasına rağmen sahnede bir tur alımlı alımlı dik ve güzel bir şekilde yürüyerek (tıpkı bize balede öğretildiği gibi parmak uçlarımı çeke çeke) jürinin önüne gelip bir kaç bale hareketi sergileyip selam vererek büyük alkış toplayıp jürinin gönlünü çalmayı becermiş onca kişinin önünde bu cesareti kendinden emin bir biçimde sergileyerek birinci olmuştum 🙂
nasıl bir özgüven aşılandıysa bize daha ilk yıldan o derece kendimden emindim yani 🙂
bir sonraki sene biraz tesadüf birazda başarılı bir öğrenci olduğumdan dolayı resitale katılmayı başarmıştım. balede resitallere hazırlanılırken mutlaka asıl oyuncuların yedekleri olur. miniklerin oynadıkları rollere bir alt sınıftan olan öğrenciler arkada onun yedeği olarak çalıştırılır ve hazırlanılır. hazırlık 2 sınıfı olarak bizler yedektik yine ne yazık ki. o sene sergilenen eserde alice harikalar diyarında idi. benim yedeği olduğum gruptan bir kız hastalanınca yedeklerden birden asıl oyunculuğa terfi etmiş ve ilk defa akm sahnesinde bir balerin olarak sahneye adımımı atmıştım. bir mantar olarak hemde 🙂 hemde öyle bir mantar ki hem en minik hemde biraz tontiş bir mantar. iste hayatımın en büyük dönüm noktasını tamda o gece yaşadım diyebilirim. provalar  hazırlıklar falanlar filanlar derken geldi sahne sıramız. koca akm sahnesi tüm salon hınca hınç dolu iki üst balkonda full, ailem akrabalarım konu komşu herkes orada ve ben minnacık bir ben sahnede diğer mantarlarla birlikte 🙂 hiç unutamıyorum o anda yaşadığım heyecanı şuanda yazarken bile yüreğim pırpır atıyor inanın. ve alice uykudan uyanır uyanmaz başlıyor bizim sıramız. sahnede rolüne yetişmeye çalışan bir minik mantar var ki salonu kahkahalara boğuyor. hareketleri yapmak tamam ama koca akm sahnesi önden giden koşuşturan ablalara yetişmek ne mümkün en sondaki o minik mantar sürekli zor yakalıyor öndeki mantarları 🙂 derken sahnemiz bitti sıra geldi eserin sonunda mantarların selam sırasına beni çekiştirmelerinden dolayı yetişemeyip düşücem diye öğretmenim selam sırasında beni onların ortasına yerleştirdi apar topar 🙂 ve selama boy sırasından mahrum çıktık. ama salon alkış boyunca ayakta tabi sırada bize gelmiş biz öndeyiz selam veriyoruz. bir bağırtılar duyuyorum ama anlayamıyorum alkıştan. 
meğer sonradan anlaşıldı. selamlama bitti kulislerimize gittik. öğretmenler veliler tanıdıklar kulislere doluşurlarken herkes benden bir makas alıyor yok seni yiyicez gel buraya şirin mantar falan diyorlar. meğer biz sahneye çıktığımızda herkes bana pek gülmüş pek sevimli bulmuşlar o halerimi 🙂 ehh! herşeyin miniği hep daha sevimli olmaz mı 🙂 sonra öğretmenim yanında bir sürü  insanla kulise gelip alın size minik mantar işte burada buyrun yiyin benden musade demez mi 🙂 herkes bir tarafımı mıncıklıya mıncıklıya sevdi o gece 🙂 sonra öğretmenimiz her senenin adeti olan resitalin yıldızını açıkladı bu defa çok minik bir yıldız vardı sahnede parlayan tüm seyirciği kahkahalara boğarak sempatisini kazandı ve bu gecenin yıldızı olmaya hak kazandı diyerek elimden tuttuğu anı asla unutamam.
image
İste en kucuk mantar ortada 🙂
işte o gece ile birlikte baleyi hayatımın hep bir parçası yapmaya adadım. işte o gece ilk defa o minicik yüreğimle baleye bir daha kopmamacasına bağlandım. henüz 4.5 yaşlarındasınız böyle bir anı böyle bir gece böyle bir ilgi böyle bir başarı yaşıyorsunuz. bu gerçekten rüya gibiydi. ayrıca sadece sahneye çıkmış olmak bile yeterliydi! bir çocuk için bu başarı bile o sahnenin tozunu yutmuş olmak bile yeterdi baleden kopmamak için 🙂 öyle çok kabiliyetli yada bale için doğmuş bu çocuk denilecek meziyetlerimde yoktu aslında! ama biraz akıllıydım birazda fazla sevimli sanırım 🙂
…. Devami bir sonraki yazıda…